Öğrenci Akademik Makale

ULUSLARARASI HUKUKTA EGEMENLİK VE MÜDAHALE KAVRAMLARI

ULUSLARARASI HUKUKTA EGEMENLİK VE MÜDAHALE KAVRAMLARI
Ahmet Fevzi Kibar
Arş. Gör. Ahmet Fevzi Kibar

Egemenlik ve müdahale kavramları uluslararası hukuk açısından birbiri ile yakından ilişkili kavramlardır. Egemenlik bir devletin olmazsa olmaz unsurudur ve her devletin egemenliğine saygı duyulması uluslararası hukukta temel bir ilkedir.

YAZAR: Mustafa DÜNDAR

ÖZET

Egemenlik ve müdahale kavramları uluslararası hukuk açısından birbiri ile yakından ilişkili kavramlardır. Egemenlik bir devletin olmazsa olmaz unsurudur ve her devletin egemenliğine saygı duyulması uluslararası hukukta temel bir ilkedir. Devletlerin egemen olmasının bir sonucu devletlerin egemen eşitliği ilkesidir. Devletlerin egemen eşitliği ilkesi ve devletlerin egemen olmalarının sonucu ise içişlerine  müdahale etmeme ilkesidir. Müdahale etmeme ilkesi, devletlerin egemenliğine saygı ilkesi üzerine kurulmuş bir ilkedir. Bu makalenin amacı uluslararası hukuk açısından egemenlik ve müdahale kavramlarının incelenmesidir.

Anahtar Kelimeler: Egemenlik, Müdahale, Uluslararası Hukuk, İçişlerine Karışmama İlkesi, Bağımsızlık.

SOVEREIGNTY AND INTERVENTION CONCEPTS IN INTERNATIONAL LAW

ABSTRACT

The terms of sovereignty and intervention stand close each other regarding to International Law. Sovereignty is an indispensable element for a country and it is a basic principle that every country shall respect each other’s sovereignty to International Law.  An outcome of the sovereignty of countries’ is the “Equality of Sovereignty” principle. Principle of “Non-Intervention to Internal Affairs” is also a conclusion of “Sovereignty Equality of Countries” and “Sovereignty of Countries” principles. Non-Intervention principle is based on the principle of “Respect to Countries’ Sovereignty”. Aim of this article is examining the sovereignty and intervention concepts regarding to International Law.

Keywords: Sovereignty, Intervention, International Law, Non-Intervention in Internal Affairs, Independence.

GİRİŞ

Egemenlik bir devletin olmazsa olmaz unsurudur. Devletin birçok tanımı vardır. Fakat bu tanımlar arasında genel olarak benimsenmiş olan tanım “üç unsur teorisi” olarak bilinen teorinin esas alınarak yapıldığı tanımdır. Bu tanıma göre devletten bahsedebilmemiz için toprak, insan ve egemenlik unsurlarının üçünün de bir arada bulunması gerekmektedir. Bunlardan biri eksik olursa devletten bahsetmemiz mümkün olmayacaktır. Egemenlik bu açıdan bir devlet için önemli ve olmazsa olmaz unsurdur.

Egemenlik esasen tektir. Fakat egemenliğin iç egemenlik ve dış egemenlik olmak üzere iki farklı görünümü bulunmaktadır. İç egemenlik bir devletin kendi içerisinde söz konusu olmaktadır. Dış egemenliği ise bağımsızlık olarak tanımlamamız mümkündür.

Her devlet egemendir ve devletlerin egemenliklerinin ihlal edilmesi hukuka aykırıdır. Devletlerin egemenliğine saygı ilkesi, devletlerin egemenliğinin ihlal edilmemesi açısından önemli bir ilkedir. Her devletin egemenlik hakkına saygı duyulması gerekmektedir.

Bütün devletler egemen oldukları için hukuken eşittirler. Devletlerin egemenliği ve egemen eşitliği ilkesinin sonucunda müdahale etmeme ilkesi gelişmiştir. Devletlerin içişlerine müdahale edilmesi egemenliğe saygı ilkesine aykırıdır. Bir devletin içişlerine karışılması durumunda söz konusu devletin egemenliği zarar görmektedir. Bu sebeple uluslararası hukukta bir devletin içişlerine müdahale edilmesi hukuka aykırı kabul edilmektedir.

Uluslararası hukukta esas olan müdahale etmeme ilkesidir fakat bu ilkenin sınırları (istisnaları) mevcuttur.

Çalışmamızda sırasıyla egemenlik ve müdahale kavramları uluslararası hukuk açısından ele alınacak ve incelenecektir.

A. EGEMENLİK

Devletin birçok tanımı vardır ve günümüzde de yapılmaya devam etmektedir.[1] Genel olarak benimsenen tanım ise “üç unsur teorisi” olarak bilinen teoriye dayanılarak yapılmış olan tanımdır.[2] Bu tanıma göre devlet; insan, toprak ve egemenlik unsurlarından müteşekkil bir varlıktır.[3] Egemenlik, uzun yıllar boyunca devletin ayırıcı özelliği ve temel unsurlarından biri olarak kabul edilmiştir.[4] Bir devletin kurulabilmesi için bu üç unsurun birlikte bulunması gerekmektedir. Bunlardan birisi eksikse şayet devletten bahsedilemez. İnsan topluluğu ve toprak parçası (ülke) unsurları tek başlarına devletin oluşumu için yeterli değildir. Devletten bahsedebilmemiz için insan topluluğunun söz konusu toprak parçası (ülke) üzerinde egemen olması gerekmektedir.[5]

Devletin üçüncü unsuru olan egemenlik unsuruna; “iktidar”, “devlet kudreti”, “kamu gücü” gibi değişik isimler verilmektedir. Fakat hukuk terminolojisinde en sık kullanılan kavram “egemenliktir”.[6]

Egemenlik, ortaya çıktığı günden bugüne kadar geniş tartışmalara konu olmuştur ve günümüzde de üzerinde fikir birliğine varılamamış bir kavram özelliği göstermeye devam etmektedir.[7] Egemenlik kavramı başta Siyaset Bilimi olmak üzere birçok disiplinin merkezinde önemli bir yer tutmakta ve yapılan çalışmaların temelini oluşturmaktadır.[8]

Egemenlik kavramını ilk kez Jean Bodin kullanmıştır.[9] Egemenlik kavramını ilk kez tanımlayan, geliştiren, sistemleştiren, kuram haline getiren kişi Fransız hukukçu Jean Bodin’dir.[10] Bodin’e göre devleti diğer örgütlenmelerden ayıran en temel özellik egemenliktir.[11] Bodin, egemenliği “yurttaşlar ve uyruklar üstündeki en yüksek, mutlak ve en sürekli güç” olarak tanımlamıştır.[12] Egemenliğin mutlak olması onu sınırlayan başka herhangi bir iktidarın olamadığı anlamına gelmektedir.[13]

Egemenliğin farklı anlamları (görünümleri) bulunmaktadır. Devlette egemenlik tektir fakat egemenliğin “iç egemenlik” ve “dış egemenlik” olmak üzere iki farklı görünümü söz konusudur.[14] İç egemenlik ve dış egemenlik, egemenliğin şekli açıdan sorgulanması sonucu ortaya çıkan kavramlardır.[15] İç egemenlik, niteliği ve içeriği olmak üzere iki başlık altında incelenmektedir.[16] Dış egemenlik, kısaca bağımsızlık olarak da adlandırılmaktadır.[17] Uluslararası ilişkiler bakımından incelendiğinde egemenlik, bağımsızlık olarak görünmektedir.[18] Dış egemenlik (bağımsızlık) kendi içerisinde devletlerin eşit egemenliği ilkesi ve iç işlere karışmama ilkesi olarak ikiye ayrılmaktadır.

a. İç Egemenlik

İç egemenlik, bir devletin kendi ülkesi içinde söz konusudur.[19] İç egemenlik; devletin, ülkesi üzerindeki en üstün otorite olmasını ve ülkede yaşayanlar üzerinde emretme iktidarına sahip olduğunu ifade etmektedir.[20]

İç egemenlik iki değişik anlamda kullanılmaktadır. Birinci anlamıyla iç egemenlik, devlet iktidarının kendisini yani içeriğini; ikinci anlamıyla ise iç egemenlik, devlet iktidarının en üstün, sınırsız, bölünmez ve devredilmez olması gibi niteliklerini belirtmektedir.[21]

İç egemenlik; devlet iktidarının mutlaklık, bölünmezlik, en üstün olma gibi niteliklere ve kanun yapma, güç kullanma, yargılama gibi yetkilere sahip olduğunu ifade etmektedir.[22]

b. Dış Egemenlik (Bağımsızlık)

Dış egemenlik (bağımsızlık) uluslararası ilişkilerde söz konusu olmaktadır.[23] Dış egemenlik (bağımsızlık), bir devletin uluslararası arenada kendi özgür iradesi ile kabul ettiği sınırlamalar dışında başka herhangi bir sınırlamaya tabi olmaması olarak kendini göstermektedir.[24] Dış egemenlikten; bir devletin diğer devletlerden aşağıda olmaması, başka devletlerin buyruğu altında olmaması, başka devletlere bağımlı olmaması, uluslararası ilişkilerde diğer devletlerle eşit olması anlaşılmaktadır.[25]

Dış egemenlik, devletlerin birbirleri ile olan ilişkilerinde hiçbir devletin bir diğerine bağlı olmadığını ve bütün devletlerin hukuken eşit durumda bulunduğunu ifade etmektedir.[26]

Uluslararası hukuk açısından egemenlik ile bağımsızlık aynı anlamda kullanılmaktadır.[27] Uluslararası hukuk anlamındaki egemenlik kavramının gün geçtikçe yazarlar tarafından da bağımsızlık anlamında kullanıldığı görülmektedir.[28] Dış egemenlikten kastedilen de esasen bağımsızlıktır.[29] Uluslararası yargı ve hakemlik kararlarına baktığımızda da bu sonuca ulaşmaktayız. Örneğin Palmas Adası davasında,[30] hakem 4.4.1928 tarihli kararında “devletler arasındaki ilişkilerde egemenlik, bağımsızlığı belirtmektedir” demek suretiyle uluslararası hukukta egemenlik ve bağımsızlık kavramlarının aynı anlamda kullanıldığını pekiştirmiştir.[31]

Dış egemenlik yani devletlerin bağımsızlığı ilkesinden iki alt ilke çıkmaktadır: “devletlerin egemen eşitliği ilkesi” ve “içişlerine karışmama ilkesi”dir.[32]

aa. Devletlerin Egemen Eşitliği İlkesi

Egemenlik unsurunun bir devletin olmazsa olmaz unsuru olduğunu belirtmiştik. Buradan hareketle her devlet egemenlik unsuruna sahiptir ve egemendir. Bütün devletlerin egemen olmasının sonucunda doğal olarak devletlerin egemen eşitliği ilkesi ortaya çıkmıştır.[33]

Devletlerin egemenliği ilkesi esasen fiili eşitliğin değil hukuki eşitliğin sağlanması için işlev görmektedir. Egemen oldukları için devletler birbirleri ile hukuken eşittir.[34] Bir devlet başka hiçbir devletin tahakkümü altında değildir. Söz konusu ilke, uluslararası hukuk açısından bütün devletlerin hukuksal statülerinin aynı olduğunu göstermektedir.[35] Yani devletler, askeri veya ekonomik olarak birbirlerinden üstün veya aşağı konumda olabilirler fakat her devlet uluslararası hukukta aynı hak ve yükümlülüklere sahiptir. Örneğin; fiili gücüne bakılmaksızın her devlet, antlaşma yapma, uluslararası yolları kullanabilme hakkı gibi haklardan ve koruyucu kurallardan yararlanabilmektedir.[36]

Devletlerin egemen eşitliği ilkesi, uluslararası alanda devletler arası ilişkileri belirleyen siyasi ve hukuki bir ilkedir.[37] Devletlerin egemen eşitliği ilkesi ile bir devletin diğer devletler ile eşit şartlar altında ilişki kurması, devletlerin herhangi bir uluslararası otoritenin gözetimine mecburiyet duymaksızın kararlar alabilmesi ve devletler arası ilişkilerin eşitlik zemininde mümkün olduğu kadar adil bir şekilde gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.[38]

Devletlerin egemen eşitliği ilkesi uluslararası sözleşmeler için temel oluşturmaktadır. Bütün uluslararası belgelerde temel ilke olan devletlerin egemen eşitliği ilkesi esas alınmaktadır. Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın temel ilkelerine dair düzenlenen m.2/1’de söz konusu ilke tanınmıştır. Madde 2/1 şu şekildedir:

“Madde 2

Birleşmiş Milletler örgütü ve üyeleri, 1. maddede belirtilen amaçlara ulaşmak üzere aşağıdaki ilkelere uygun biçimde hareket edeceklerdir:

  1. Örgüt, tüm üyelerinin egemen eşitliği ilkesi üzerine kurulmuştur.”[39]

bb. İçişlerine Karışmama İlkesi

Devletlerin egemen olmalarının ilk ve doğal sonucu devletlerin egemen eşitliği ilkesi olmakla birlikte devletlerin egemenliği (bağımsızlığı) ve egemen eşitliği ilkesinin mecburi sonucu içişlerine karışmama ilkesidir.[40] Bu ilke devletlerin kendi ekonomik, sosyal ve siyasal sistemini kendisinin belirlemeye hakkı olduğu anlamına gelmektedir.[41]

İçişlere karışmama ilkesi bir devletin ulusal yetki alanına (mahfuz sahasına)[42] giren konularla uluslararası toplumun ilgilenmemesi olarak da tanımlanmaktadır.[43] İçişlere karışmama ilkesinin spesifik bir yönü müdahale yasağıdır.[44] Müdahale yasağına göre bir devlet herhangi bir başka devletin ülkesinde, onun rızası olmadan herhangi bir eylemde bulunamaz.[45] Bazı yazarlara göre müdahale yasağı (müdahale etmeme ilkesi)[46] ile içişlerine karışmama ilkesi aynı anlamda kullanılmaktadır.[47] Bazı yazarlar ise müdahale yasağı ile içişlerine karışmama ilkesinin farklı anlama geldiğini düşünmekle birlikte yakın anlamda kullanıldığını benimsemekte (müdahale yasağını içişlerine karışmama ilkesinin spesifik yönü olarak görmekte) ve müdahale yasağı ile içişlerine karışmama ilkesini birlikte kullanmakta ve açıklamaktadırlar.[48]

İçişlerine karışmama ilkesi ile müdahale yasağını yakın anlamda kullanan yazarlar, ikisi arasındaki farkı; müdahale etme yasağında devletin rızası olmaksızın ülkesinde başka devlet(ler)in  herhangi bir eylemde bulunmaması söz konusu iken içişlere karışmama ilkesinde bir devletin ulusal yetki alanına giren konularla ilgilenilmemesi söz konusudur diyerek açıklamaktadırlar.[49] Yani müdahale yasağında bir eylemde bulunulmaması söz konusu iken içişlere karışmama ilkesinde sadece ilgilenmemek gerekmektedir. Şayet ilgilenmekle kalmayıp müdahalede bulunulmuşsa müdahale yasağı söz konusu olacaktır.

Her ne şekilde olursa olsun bir karışma (eylemde bulunma, ekonomik olarak kısıtlama, içişlerini etkileyecek sözler sarf etme) söz konusu ise bu aynı zamanda bir müdahaledir. Bu sebepten ötürü içişlerine karışmama ilkesi ile müdahale yasağının aynı anlamda kullanan yazarlara katılmaktayım. Bir devletin içişlerine karışılması o devletin egemenliğinin kısıtlanması anlamına gelmektedir ve bu durum bir müdahale teşkil etmektedir. Bu yüzden içişlerine karışmama ilkesi ve müdahale yasağı olarak ikili bir ayrım yapılarak konunun açıklanması yerine müdahale yasağının içişlerine karışmama ilkesi ile aynı anlamda kullanılmasının daha doğru olacağını düşünmekteyim.

İçişlerine karışmama ilkesinin (müdahale yasağı) amacı egemenliğin korunmasıdır. Bir devletin içişlerine müdahalede bulunulması o devletin egemenliğini kısıtlamak demektir ve bu durum uluslararası hukukta kabul edilemez. Devletlerin egemenliğine saygı ilkesi, müdahale yasağı (müdahale etmeme ilkesi) ile yakından ilgili bir ilkedir.[50]

B. MÜDAHALE

Uluslararası hukukta müdahale kavramına ilişkin henüz kesin bir tanım yapılamamıştır.[51] Oran R. Young’a göre müdahale; bağımsız devlet veya devletler tarafından, bağımsız bir devletin egemenlik hakkını ihlal ederek mevcut durumu korumak veya değiştirmek amacıyla karışılmasıdır.[52] Sedat Kılıççı’ya göre ise müdahale; bir devletin içişlerine veya dışişlerine, egemenlik hakkını ihlal edecek şekilde, mevcut durumu korumak veya değiştirmek amacıyla başka devlet veya devletlerin karışmasıdır.[53]

Müdahale genel olarak; “bir devletin, başka devlet(ler)in egemenlik hakkını ihlal edecek şekilde siyasi, hukuki, askeri veya ekonomik[54] alanlarda muhtelif eylemlerde bulunmasıdır”[55]  şeklinde açıklanmaktadır.

Müdahale, devletlerin egemenlik hakkına zarar vermektedir ve egemenlik hakkı anlayışına aykırıdır. Bir devlet uluslararası hukukta, içişlerinde ve dışişlerinde ne yapılması gerektiğini söylemesi bakımından yasal hakka ve egemenliğe sahiptir. Bir devletin egemen olması, uluslararası hukukun kabul ettiği bir ilkedir. Egemenlik aynı zamanda Westfalia Antlaşması (1648) ile oluşturulan düzenin de ayırt edici özelliğidir.[56]

Yukarıda açıkladığımız üzere müdahale yasağı ile içişlerine karışmama ilkesini aynı veya farklı anlamda kullanan yazarlar bulunmaktadır. Farklı anlamda kullanan yazarlar, uluslararası hukukta teamül niteliğinde olan içişlere karışmama ilkesini, müdahalenin önündeki önemli bir engel olarak görmektedirler.[57] Müdahale, egemenliğin ihlal edilmesi anlamına geldiği için hukuka aykırı kabul edilmektedir.[58]

Müdahale devletlerin egemenliğini ihlal ettiği için hukuka aykırı kabul edilmekte ve meşru görülmemektedir. Bu sebeple bir devletin içişlerine müdahale yasaklanmıştır. Uluslararası hukukta temel ilke bir devletin içişlerine müdahale etmemektir fakat bu kural da sınırsız değildir[59]. Müdahale etmeme ilkesi devletlerin egemenliğine saygı kavramı üzerinde inşa edilmiştir ve uluslararası teamül hukukunun bir parçasıdır.[60]

Uluslararası Adalet Divanı’na göre içişlerine müdahale etmeme ilkesi, uluslararası antlaşmalar hukukunda düzenlenen hükümler ile ortaya konmakla birlikte aynı zamanda uluslararası teamül hukukunun da bir parçasıdır.[61]

Müdahale etmeme ilkesi birçok uluslararası metinde ve mahkeme kararlarında yer almaktadır. Birleşmiş Milletler Antlaşmasında müdahale kavramına açıkça yer verilmemiştir. Fakat m.2/4 ile 2/7 birlikte değerlendirildiğinde bir devletin yetki alanına giren konulara diğer devletlerin veya uluslararası örgütlerin müdahale etmesi ve kuvvet kullanması yasaklanmıştır.[62] Madde 2/7’de müdahale etmeme ilkesi düzenlenmiştir ancak yalnızca Birleşmiş Milletler organlarının bu ilke ile yükümlü tutulduğu görülmektedir.[63] BM Genel Kurulu, 21 Aralık 1965 tarihli ve 2131 (XX)  sayılı “Devletlerin İç İşlerine Karışmanın Yasaklanması ve  Bağımsızlık ve Egemenliklerinin Korunması Bildirisi” ile müdahale etmeme ilkesinin sadece BM organları ile sınırlı olmadığını, devletleri de kapsadığını kabul etmiştir. “Devletlerin İç İşlerine Karışmanın Yasaklanması ve Bağımsızlık ve Egemenliklerinin Korunması Bildirisi” madde 1/1’de,“her devlet bir başka devletin rejimini şiddet kullanarak devirmeye yönelik ayaklanmacı, terörist ya da silahlı faaliyetleri örgütlemekten, yardım etmekten, finanse etmekten, teşvik, tahrik etmekten ya da tolere etmekten ya da bir başka devletteki iç karışıklıklara karışmaktan kaçınacaklardır” hükmü düzenlenmiştir.[64] Bu hüküm ile müdahale etmeme ilkesinin devletleri de kapsadığı ifade edilmektedir.[65]

Müdahale etmeme ilkesine yer veren başka bir belge ise 24.10.1970 tarihli 2625 (XXV) sayılı “Devletlerarasında İşbirliği ve Dostça İlişkiler Bildirisi”dir. Bildirideki “her devlet kendi siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel sistemini serbestçe seçme ve geliştirme hakkına sahiptir” cümlesi müdahale etmeme ilkesini ifade etmektedir.[66]

BM Genel Kurulu’nun kabul ettiği ve müdahale etmeme ilkesine yer veren bir diğer belge 1981 tarihli “Müdahalenin ve İç İşlerine Karışmanın Kabul Edilemezliği Bildirisi”dir. Söz konusu bildiride, “diğer devletlerdeki ayrılıkçı faaliyetleri desteklemekten, teşvik etmekten, terörist yöntemleri bir başka devlete karşı devlet politikası olarak kullanmaktan kaçınmak” gibi yükümlülüklerden bahsedilmektedir.[67]

Müdahale etmeme ilkesine uluslararası sözleşmeler ve belgelerin yanında uluslararası mahkeme kararlarında da yer verilmiştir. Müdahale etmeme ilkesine yer veren uluslararası mahkeme kararları; 1949 “Korfu Boğazı Kararı” ve 1986 “Nikaragua Kararı”dır.[68] Korfu Boğazı Kararı’nda sözde müdahale hakkının uluslararası hukukta kabul edilemeyeceği belirtilmektedir.[69] Nikaragua Kararı’nda ise müdahale etmeme ilkesinin devletin egemenlik ilkesinin gereği olduğu; devletlerin egemenlik haklarına yönelik baskı yöntemlerinin kullanılmasının müdahaleyi haksız duruma getireceği; uluslararası hukukta bir devletin, başka bir devletin muhalefetini destekleme gibi bir hakkının olmadığından; böyle bir eylemin yapılması halinde uluslararası örf ve adet kuralı haline gelen müdahale etmeme ilkesinin ihlal edilmiş olacağından ve eylemin doğrudan veya dolaylı olarak kuvvet kullanımını içermesi halinde uluslararası ilişkilerde kuvvet kullanılmasının yasaklanması ilkesine aykırılığın da gerçekleşeceği belirtilmektedir.[70]

BM örgütünün eylemi bakımından müdahale etmeme ilkesi incelediğinde; BM temel ilkelerini düzenleyen BM Antlaşması m. 2/7’ye[71] göre devletlerin ulusal yetkisine giren işlere BMÖ karışamaz, müdahale edemez ancak söz konusu ilke BM Antlaşması VII. Bölümde düzenlenen zorlama tedbirlerin uygulanmasına engel değildir.[72]

Uluslararası hukukta müdahale etmeme ilkesi bir teamül haline gelmiştir. Devletler birbirlerinin egemenliğine saygı duymakla ve egemenliği zedeleyici hareketlerden de uzak durmakla yükümlüdürler. Esas olan müdahale etmemektir fakat bu ilke de mutlak ve sınırsız değildir.

a. Müdahale Etmeme (İçişlere Karışmama) İlkesinin Sınırları

Müdahale etmeme ilkesi mutlak ve sınırsız değildir ve bazı durumlarda devletlerin iç işlerine karışılabilmektedir.[73] Müdahale etmeme ilkesinin istisnalarını üç başlık altında toplayabiliriz. Bunlardan ilki “devletin rızası”dır. Devletin rızası kendi içerisinde “antlaşmayla taahhüt altına girilmesi” ve “müdahaleye rıza” olmak üzere iki alt başlıkta incelenmektedir. İkincisi “insani müdahale ve halkı koruma sorumluluğu”, üçüncüsü ise “insan hakları”dır.[74]

aa. Devletin Rızası

Esas olarak bazı konular, söz konusu devletin rızasına dayanılarak ulusal yetki alanından çıkarılmaktadır.[75] Devletin rızası iki durumda söz konusu olmaktadır. Bir devlet ya bir antlaşma ile taahhüt altına girmiştir ya da müdahale edilmesine bizzat rıza göstermiştir.

 1. Antlaşmayla Taahhüt Altına Girmesi

Bir devlet antlaşma yapmak suretiyle taahhüt altına girerek ulusal yetki alanını (mahfuz alanını) daraltabilmektedir. Özellikle milli kabul edilen konuların, bazı örgütlere üye olunması neticesinde uluslararası alana geçtiği görülmektedir.[76]

Devletler taraf oldukları antlaşmaya göre uluslararası denetim mekanizmalarına da tabi tutulabilmektedirler. Örneğin; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı, Uluslararası Çalışma Sözleşmeleri kapsamında taraf devletler sözleşmede düzenlenen hükümleri antlaşma ile kabul etmiş ve taahhüt altına girmiş olmanın yanı sıra uluslararası denetim mekanizmalarına da tabi tutulmaktadırlar.[77]

İç işlere karışma alanı oluşturan hususlardan bir diğeri ise çevrenin korunması ve ekonomik yardımlar çerçevesinde mali ve parasal hususlarda üstlenilmiş olan taahhütlerdir.[78]

2. Müdahaleye Rıza

NATO gibi mevcut işbirliği antlaşmaları sayesinde birtakım silahlı müdahaleler hukuka aykırı görülmemektedir. [79]

Rızanın diğer devletlerin kuvvet kullanması için verilmesi mümkün olduğu gibi söz konusu devletlerin silahlı kuvvetlerinin ev sahibi konumunda olan devletin topraklarında (ülkesinde) salt olarak bulunması için de rıza verilebilmektedir. Söz konusu silahlı kuvvetler, ev sahibi devletin ordusunun eğitimi için bulunabileceği gibi devletler arasında yapılmış olan bir savunma anlaşması gereğince de ev sahibi devletin ülkesine yerleşmiş olabilmektedir. Buradan hareketle egemen bir devletin topraklarına yabancı askeri unsurların konuşlanması, girmesi, görev yapması ve/veya egemen devletin topraklarından yabancı askeri unsurların transit geçmesi ancak ve ancak ev sahibi devletin rıza göstermesi ile mümkün olacaktır.[80]

Belirtilmeli ki, müdahaleyi haklı kılacak yardım talebinin mevcut hükümetten gelmesi gerekmektedir. Bir devletteki muhalefet grubunun yardım talebi üzerine yapılacak bir müdahale uluslararası hukuka aykırı olacaktır.[81]

bb. İnsani Müdahale ve Halkı Koruma Sorumluluğu

İnsani müdahale, 1990’lı yıllarda yaşanan büyük çaplı krizler neticesinde doğmuş, egemenlik ve içişlerine karışmama ilkelerini aşındıran yeni bir askeri müdahale türü şeklinde açıklanabilir.[82] İnsani müdahale kavramı uluslararası hukuk alanına yirminci yüzyıl içerisinde yerleşmiş olsa da kavram anlamı ve önemi bakımından tarihteki haklı savaş (jus ad bellum) düşüncesine dayanmaktadır.[83]

İnsani müdahale kavramının açık ve kesin bir anlamı bulunmamaktadır.[84] Her ne kadar kavram üzerinde anlaşmaya varılmış ya da kodifiye edilmiş hukuki bir tanım mevcut olmasa da “yabancı bir ülkede bulunan bireylerin (ülke uyruğu veya başka devletlerin uyruğu olsun fark etmeksizin) insan haklarının ağır ve yaygın bir şekilde ihlal edilmesini önlemek veya sona erdirmek amacı ile bu ihlalleri gerçekleştiren devletin rızası aranmaksızın  söz konusu devletin ülkesinde girişilen eylemler” şeklinde bir tanım yapılabilmektedir.[85]

Günümüzde insani müdahale ile ilgili önemli tartışma konularından birisi, egemenlik ve içişlerine müdahale etmeme ilkesi ile büyük çapta insani felaketlere çözüm bulma zorunluluğunun nasıl bağdaştırılacağıdır. BM Güvenlik Konseyi bir ülkede yaşanan yoğun insan hakları ihlallerini, iç çatışmaları ve insani krizleri VII. Bölüm (39. Madde) kapsamında değerlendirebilmektedir (özellikle 90’lı yıllardan başlayarak bu eğilimin güç kazandığı görülmektedir). Bu çerçevede, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi insani müdahale amacı ile VII. Bölüm kapsamında bir karar aldığında ilgili devlet BM Antlaşması m.2/7’ye dayanarak içişlerine müdahale etmeme ilkesini öne sürememektedir.[86]

Halkı koruma sorumluluğu[87] ise 2001 yılında literatüre girmiş ve hızla gelişerek kabul görmüş bir kavramdır.[88] Koruma sorumluluğu BM’de sürekli tartışılan bir konudur.[89]  2005 yılı Dünya Zirvesinde halkı koruma sorumluluğunun her şeyden önce bizzat devlete düştüğü; soykırım, savaş suçları, etnik temizlik ve insanlığa karşı suç hallerinde halkı koruma sorumluluğunun söz konusu olduğu belirtilmiş ve uluslararası toplumun BMÖ çerçevesinde VI. ve VII. Bölümlerine uygun şekilde diplomatik, insani ve diğer barışçıl yöntemlerle, ilgili devlete halkın korunması için yardım etmesi gerektiği açıklanmıştır.[90]

cc. İnsan Hakları[91]

“İnsan hakları, devletlerin mahfuz sahasını aşıp salt içişleri olmaktan çıkmıştır” anlayışı günümüzde gittikçe güç kazanmaktadır.[92] Bu bakımdan en azından bireylerin temel haklarının yoğun şekilde ihlal edildiği durumların devletlerin salt ulusal alanını aştığını söyleyebiliriz.

SONUÇ

Geçmişten günümüze kadar birçok çalışmanın temelini oluşturan egemenlik kavramı bir devletin zorunlu üç unsurundan birini oluşturmaktadır. En yüksek, mutlak, en sürekli güç olarak tanımlanan egemenlik kavramının iki görünüşü bulunmaktadır. Egemenlik esasen tektir fakat iç egemenlik ve dış egemenlik olmak üzere iki farklı görünümü bulunmaktadır.

İç egemenlik devletin ülkesi üzerindeki en üstün otorite olmasını ifade etmektedir. İç egemenlik devletin, ülkesi içerisinde söz konusu olmaktadır. Dış egemenlik ise uluslararası ilişkilerde söz konusu olmaktadır ve dış egemenliği kısaca bağımsızlık olarak tanımlamamız mümkündür. Uluslararası hukukta egemenlik ile bağımsızlık aynı anlamda kullanılmaktadır. Dış egemenlik, uluslararası ilişkilerde devletlerin hukuken eşit olduğunu ifade etmektedir.

Dış egemenlik; devletlerin egemen eşitliği ilkesi ve içişlerine karışmama ilkesi olmak üzere iki alt başlığa ayrılmaktadır. Devletlerin egemen eşitliği ilkesi fiili durumlarına bakılmaksızın her devletin hukuken eşit olduğu anlamına gelmektedir. Uluslararası belgelerin tümünde devletlerin egemen eşitliği ilkesi esas alınmaktadır. Bu ilke devletlerin egemen olmalarının doğal bir sonucudur diyebiliriz. İçişlerine karışmama ilkesi ise devletlerin egemenliği ve egemen eşitliği ilkelerinin bir sonucudur. Bir devletin içişlerine müdahale edilmesi durumunda söz konusu devletin egemenliği zarar görmektedir. Bu sebeple müdahale devletlerin egemenliğine saygı ilkesine ve hukuka aykırıdır.

Müdahale etmeme (içişlerine karışmama) ilkesi birçok uluslararası metinde ve mahkeme kararlarında yer almaktadır. Uluslararası hukukta esas olan müdahale etmeme ilkesidir fakat bu ilke de mutlak değildir. Bazı durumlarda devletlerin içişlerine müdahale edilebilmektedir. Müdahale etmeme ilkesinin sınırlarını; devletin rızası, insani müdahale ve halkı korumu sorumluluğu, insan hakları olmak üzere üç başlıkta incelemekteyiz.

Sonuç olarak, her devlet egemendir ve birbiri ile hukuken eşit konumdadır. Bir devletin içişlerine müdahale edilmesi o devletin egemenliğine zarar vermektedir. Bu sebeple uluslararası hukukta devletlerin içişlerine müdahale etmeme ilkesi uluslararası teamül hukukun bir parçasını oluşturmaktadır ve birçok uluslararası metinde ve mahkeme kararında müdahale etmeme ilkesine yer verilmektedir. Müdahale etmeme ilkesi ile devletlerin egemenliğine saygı ilkesi yakından ilgilidir. Her ne kadar esas olan müdahale etmeme ilkesi olsa da bu ilkenin de istisnaları bulunmaktadır yani söz konusu ilke mutlak değildir.


[1] Kemal Gözler, Anayasa Hukukunun Esasları (Bursa: Ekin Basım Yayın Dağıtım, 2017), 133.

[2] Ayrıntılı bilgi için bkz: Kemal Gözler, Anayasa Hukukunun Esasları, 133.

[3] Gözler, Anayasa Hukukunun Esasları, 133.

[4] Hanan Ahmed Ali Bayatı, Uluslararası Hukukta İnsani Müdahale ve Irak Örneği (Konya: Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2016), 27.

[5] Gözler, Anayasa Hukukunun Esasları, 162.

[6] Gözler, Anayasa Hukukunun Esasları, 162.

[7] Mehmet Özdoğan, Türk Anayasalarında Egemenlik Anlayışının Dönüşümü (1808-1982) (Ankara: Astana Yayınları, 2019), 27.

[8] Sami Kiraz, “Uluslararası İlişkilerde Egemenliğin Değişen Yüzü”, Niğde Üniversitesi İİBF Dergisi 5/1 (2012), 93.

[9] Oktay Uygun, Devlet Teorisi, (İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık, 2019), 189.

[10] Aydın Aybay vd., Hukuka Giriş (İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2016), 273.

[11] Devlet teorisi s.192.

[12] Gözler, Anayasa Hukukunun Esasları, 162.

[13] Uygun, Devlet Teorisi, 192.

[14] Bayatı, Uluslararası Hukukta İnsani Müdahale ve Irak Örneği, 27.

[15] Selman Öğüt, “Egemen Eşitlik Prensibine Modern Uluslararası Hukuk Açısından Bir İstisna Hali Olarak Yaklaşma”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi 9/3 (2013), 148.

[16] Ayrıntılı bilgi için bkz: Kemal Gözler, Anayasa Hukukunun Esasları (Bursa: Ekin Basım Yayın Dağıtım, 2017), 164.

[17] Bayatı, Uluslararası Hukukta İnsani Müdahale ve Irak Örneği, 27.

[18] Aybay vd., Hukuka Giriş, 274.

[19] Gözler, Anayasa Hukukunun Esasları, 164.

[20] Hilal Cecanpınar, Devletin Evrensel Yargı Yetkisi ve Uluslararası Hukuk (Erzurum: Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2014), 29.

[21] Gözler, Anayasa Hukukunun Esasları, 164.

[22] Cecanpınar, Devletin Evrensel Yargı Yetkisi ve Uluslararası Hukuk, 29.

[23] Gözler, Anayasa Hukukunun Esasları, 163.

[24] Bayatı, Uluslararası Hukukta İnsani Müdahale ve Irak Örneği, 27.

[25] Gözler, Anayasa Hukukunun Esasları, 163.

[26] Aydoğan Özman, “Devletlerin Egemenliği ve Milletlerarası Teşekküller”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 21/1 (Mayıs 1964), 59.

[27] Gözler, Anayasa Hukukunun Esasları, 163.

[28] Hüseyin Pazarcı, Uluslararası Hukuk Dersleri II. Kitap (Ankara: A.Ü Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Basın-Yayın Yüksekokulu Basımevi, 1989), 19.

[29] Gözler, Anayasa Hukukunun Esasları, 163.

[30] Pazarcı, Uluslararası Hukuk Dersleri II. Kitap, 19.

[31] Ayrıntılı bilgi için bkz: Pazarcı, Uluslararası Hukuk Dersleri II. Kitap, 19.

[32] Gözler, Anayasa Hukukunun Esasları, 163.

[33] Gözler, Anayasa Hukukunun Esasları, 163.

[34] Melda sur, Uluslararası Hukukun Esasları (İstanbul: Beta, 2017), 122.

[35] Gözler, Anayasa Hukukunun Esasları, 163.

[36] Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 122.

[37] Metin Çelik, Devletlerin Egemen Eşitliği Bir Uluslararası İlişkiler Miti (Ankara: Nobel, 2017), 4.

[38] Çelik, Devletlerin Egemen Eşitliği Bir Uluslararası İlişkiler Miti, 5.

[39] Birleşmiş Milletler Antlaşması.

[40] Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 123.

[41] Gözler, Anayasa Hukukunun Esasları, 164.

[42] Günümüzde “doğal mahfuz saha” anlayışı yerine muhtevası her devletin uluslararası sorumluluklarına göre belirlenen ve değişen bir ‘alan’ anlayışı benimsenmeye başlanmıştır.

[43] Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 123.

[44] Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 123.

[45] Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 123.

[46] Müdahale yasağını müdahale etmeme ilkesi olarak kabul eden yazarlar da vardır.

[47] Bkz: Abdullah Tunç, Uluslararası Hukukta Davetle Müdahale (Ankara: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2015), 23. ve Pazarcı, Uluslararası Hukuk Dersleri II. Kitap, 24.

[48] Bkz: Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 123.

[49] Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 123.

[50] Malcolm N. Shaw, Uluslararası Hukuk, çev. Yücel Acer vd. (Ankara: TÜBA, 2018), 837.

[51] Tunç, Uluslararası Hukukta Davetle Müdahale, 22.

[52] Oran R. Young, “Systemic Bases of Intervention” içinde Law And Cıvıl War In The Modern World (John Norten Moore ed., 1974) aktaran Tunç, Uluslararası Hukukta Davetle Müdahale,23.

[53] Sedat Kılıççı, Devletler Hukukunda Müdahale, Yayınlanmamış Doçentlik Tezi, Ankara, 1973 aktaran Tunç, Uluslararası Hukukta Davetle Müdahale,23.

[54] Ekonomik müdahalenin hukuka aykırı sayılıp sayılamayacağı konusunda farklı düşünceler bulunmaktadır. Ayrıntılı bilgi için bkz: Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 124.

[55] Abdullah Nusret Alçiçek, “Uluslararası Hukukta Davetle Müdahale”, Hukuk Dergisi 3/1 (2019), 6.

[56] Hasan Duran, “Birleşmiş Milletler ve Müdahale”, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi 6/2 (2001), 132.

[57] Duran, “Birleşmiş Milletler ve Müdahale”, 132.

[58] Duran, “Birleşmiş Milletler ve Müdahale”, 132.

[59] Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 125.

[60] Shaw, Uluslararası Hukuk, 837.

[61] İbrahim Kaya vd., Uluslararası Hukuk Pratik Çalışma Kitabı (Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2020), 126.

[62] Alçiçek, “Uluslararası Hukukta Davetle Müdahale”, 6.

[63] Tunç, Uluslararası Hukukta Davetle Müdahale, 26.

[64] Fatma Taşdemir, Uluslararası Terörizme Karşı Devletlerin Kuvvete Başvurma Yetkisi (Ankara: Usak Yayınları, 2006), 142.

[65] Tunç, Uluslararası Hukukta Davetle Müdahale, 26.

[66] Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 124.

[67] Tunç, Uluslararası Hukukta Davetle Müdahale, 27.

[68] Ayrıntılı bilgi için bkz: Tunç, Uluslararası Hukukta Davetle Müdahale, 27.

[69] Tunç, Uluslararası Hukukta Davetle Müdahale, 28.

[70] Tunç, Uluslararası Hukukta Davetle Müdahale, 28.

[71] BM Antlaşması m. 2/7: İşbu Antlaşmanın hiçbir hükmü, Birleşmiş Milletlere herhangi bir devletin kendi iç yetki alanına giren konulara müdahale yetkisi vermediği gibi üyeleri de bu türden konuların işbu Antlaşma uyarınca bir çözüme bağlamaya zorlayamaz; ancak, bu ilke VII. Bölümde öngörülmüş olan zorlayıcı önlemlerin uygulanmasını hiçbir biçimde engellemez.

[72] Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 124-125.

[73] Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 125.

[74] Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 125-130.

[75] Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 125.

[76] Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 125.

[77] Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 125.

[78] Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 126..

[79] Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 126

[80] Tunç, Uluslararası Hukukta Davetle Müdahale,22.

[81] Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 126.

[82] Gürcan Balık, “Anayasa’da Milletlerarası Hukukun Meşru Saydığı Haller Sorunu”, Uluslararası İlişkiler Dergisi 12/47 (2015), 63.

[83] Ahmet Özdemir, “Uluslararası İnsancıl Hukukun Uygulamaya Yönelik Caydırıcı ve Zorlayıcı İlkesi: Koruma Sorumluluğu”, Akademik Hassasiyetler Dergisi 3/5 (2016), 92.

[84] Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 127.

[85] Balık, “Anayasa’da Milletlerarası Hukukun Meşru Saydığı Haller Sorunu”, 63.

[86] Balık, “Anayasa’da Milletlerarası Hukukun Meşru Saydığı Haller Sorunu”, 63.

[87] Ayrıntılı bilgi için bkz: Özdemir, “Uluslararası İnsancıl Hukukun Uygulamaya Yönelik Caydırıcı ve Zorlayıcı İlkesi: Koruma Sorumluluğu”, 87-115.

[88] Özdemir, “Uluslararası İnsancıl Hukukun Uygulamaya Yönelik Caydırıcı ve Zorlayıcı İlkesi: Koruma Sorumluluğu”, 104.

[89] Çağatay Oğuzhan Aytoğu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararları Doğrultusunda İnsani Müdahale (İstanbul: İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2016), 21.

[90] Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 129.

[91] Ayrıntılı bilgi için bkz: Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 130-131.

[92] Sur, Uluslararası Hukukun Esasları, 130.


KAYNAKÇA

Alçiçek, Abdullah Nusret. “Uluslararası Hukukta Davetle Müdahale”. Hukuk Dergisi 3/1 (2019), 1-19.

Aybay, Aydın vd.. Hukuka Giriş. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 12. Baskı, 2016.

Aytoğu, Çağatay Oğuzhan. Birleşmiş Millet Güvenlik Konseyi Kararları Doğrultusunda İnsani Müdahale. İstanbul: İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2016.

Balık, Gürcan. “Anayasa’da Milletlerarası Hukukun Meşru Saydığı Haller Sorunu”. Uluslararası İlişkiler Dergisi 12/47 (2015), 47-71.

Bayatı, Hanan Ahmed Ali. Uluslararası Hukukta İnsani Müdahale ve Irak Örneği. Konya: Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2016.

Birleşmiş Milletler Antlaşması.

Cecanpınar, Hilal. Devletin Evrensel Yargı Yetkisi ve Uluslararası Hukuk. Erzurum: Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2014.

Çelik, Metin. Devletlerin Egemen Eşitliği Bir Uluslararası İlişkiler Miti. Ankara: Nobel Yayıncılık, 1. Basım, 2017

Duran, Hasan. “Birleşmiş Milletler ve Müdahale”. Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi 6/2 (2001), 131-142.

Gözler, Kemal. Anayasa Hukukunun Genel Esasları. Bursa: Ekin Basım Yayın Dağıtım, 9. Baskı, 2017.

Kaya, İbrahim vd.. Uluslararası Hukuk Pratik Çalışma Kitabı. Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2020.

Kiraz, Sami. “Uluslararası İlişkilerde Egemenliğin Değişen Yüzü”. Niğde Üniversitesi İİBF Dergisi 5/1 (2012), 93-102

Öğüt, Selman. “Egemen Eşitlik Prensibine Modern Uluslararası Hukuk Açısından Bir İstisna Hali Olarak Yaklaşma”. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi 19/3 (2013), 147-162.

Özdemi̇r, Ahmet. “Uluslararası İnsancıl Hukukun Uygulamaya Yönelik Caydırıcı ve Zorlayıcı İlkesi: Koruma Sorumluluğu”. Akademik Hassasiyetler Dergisi 3/5 (Mayıs 2016), 87-115.

Özdoğan, Mehmet. Türk Anayasalarında Egemenlik Anlayışının Dönüşümü (1808-1982). Ankara: Astana Yayınları, 1. Baskı, 2019.

Özman, M. Aydoğan . “Devletlerin Egemenliği ve Milletlerarası Teşekküller”. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 21/1 (Mayıs 1964), 53-121.

Pazarcı, Hüseyin. Uluslararası Hukuk Dersleri. II. Cilt.Ankara: A.Ü Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Basın Yayın Yüksekokulu Basımevi, 1989.

Shaw, Malcolm N.. Uluslararası Hukuk. Çev. Yücel Acer vd.. Ankara: Tüba, 8. Baskı, 2018.

Sur, Melda. Uluslararası Hukukun Esasları. İstanbul: Beta Yayıncılık, 11. Baskı, 2017.

Taşdemir, Fatma. Uluslararası Terörizme Karşı Devletlerin Kuvvete Başvurma Yetkisi. Ankara: Usak Yayınları, 1. Basım, 2006.

Tunç, Abdullah. Uluslararası Hukukta Davetle Müdahale. Ankara: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2015.

Uygun, Oktay. Devlet Teorisi. İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık, 6. Baskı, 2019.


Mustafa DÜNDAR: Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi 4. Sınıf Öğrencisi

TEŞEKKÜR: Bizlere akademik çalışmalar yapma konusunda yol gösteren, yardımcı olan, her zaman bizi destekeleyen, makalemi inceleyip yorum ve eleştirileri katkı sağlayan ve makalemi yayınlama fırsatı sunan kıymetli hocam Ahmet Fevzi KİBAR’a çok teşekkür ederim.

Makalemi inceleyen, yorum ve eleştirileri ile katkı sağlayan ve yabancı dil konusunda bana yardımcı olan, desteğini esirgemeyen Akademik Çalışma Okulu üyesi kıymetli arkadaşım Bilal Başer’e teşekkür ederim.

Makalemi yazma sürecinde desteğini esirgemeyen kıymetli ablam Fatma İrem Kartun’a teşekkür ederim.

Yazar Hakkında

Ahmet Fevzi Kibar

Ahmet Fevzi Kibar

Akademisyen, Hukuki Danışman ve Yazar
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Özel Hukuk yüksek lisans mezunu ve İstanbul Üniversitesi Özel Hukuk doktora eğitimi (devam ediyor). Kişiler, Aile, Eşya, Miras, Borçlar, Gayrimenkul, Fikri Mülkiyet ve Ürün Sorumluluğu Hukuku alanlarında çalışma yapmaktadır. Ayrıca hikâye, deneme ve eleştiri yazarlığı da yapmaktadır. Evli ve baba.

Yorum Yap

Konuşmaya Başla
WhatsApp Destek Hattı
Merhaba, ULUSLARARASI HUKUKTA EGEMENLİK VE MÜDAHALE KAVRAMLARI bu konu hakkında destek alabilirsiniz...