Öğrenci Çeviri Çalışması

SATRANÇ ve HUKUK

SATRANÇ ve HUKUK
Ahmet Fevzi Kibar
Arş. Gör. Ahmet Fevzi Kibar

Hukuki münazaralar, satrancın en yüksek düzeylerinde görülen becerilerle aynı becerileri gerektirir.

(Satranç Sizi Daha İyi Bir Hukukçuya ve Hukuk Öğrencisine Dönüştürebilir)

-MARK KENDE-

ÇEVİRİ: Berkay KARAKAŞ ve İdil Gül ZUBARİ

Denetleyen: Bilal BAŞER

Kontrol Eden: Ahmet Fevzi KİBAR

Hukuki münazaralar, satrancın en yüksek düzeylerinde görülen becerilerle aynı becerileri gerektirir. Kısa hayatının büyük çoğunluğunda dünya satranç şampiyonu olarak adı geçen Paul Morphy, 19. Yüzyıl New Orleans’ının satranç dâhisidir. Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri üzerinde oynadığı maçlarda nadiren mağlup oldu. Ayrıca günümüzde de eğitim veren Tulane Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuş bir avukattı. Öğrenciliğinde Lousiana Medeni Kanunu’nu İngilizce ve Fransızca olmak üzere ezberlediği söylenirdi. Babası tanınmış bir Louisiana yargıcıydı.

Satranç oynayan başka yetenekli hukukçular da vardır ancak bana göre hiçbiri satrançta Morphy kadar keskin zekâlı değildir. 20. yüzyılın üç şampiyonu da Morphy’nin herhangi bir dönemin en büyük satranç oyuncuları arasında olabileceğini kabul ediyor. Genel görüş; eğer günümüzde yaşasaydı, satranç dünyasının en yüksek unvanı olan büyükusta[1]  unvanına sahip olacağı yönündedir.

Bir hukuk profesörü ve yüksek düzeydeki bir amatör satranç oyuncusu olarak, satranç oynamanın başarılı bir hukuk öğrencisi ve hukukçu olmak için harika bir eğitim olduğuna inanıyorum. Bunun beş nedeni şunlardır:

1. Düşünsel Açıdan Dikkatli Olmayı Sağlar

Satrancı en üst düzeyde oynamak o kadar zordur ki, Microsoft’un kurucusu Bill Gates bir blitz (hızlı oynanan bir çeşit satranç oyunu) gösteri maçında, yalnızca dokuz hamlede, günümüzde halen dünya şampiyonu olarak kabul edilen Norveçli Büyük Usta Magnus Carlsen’e yenilmiştir. Elbette Gates’ten, bir dahi olarak, daha uzun süre dayanması beklenirdi.

Ciddi turnuvalar için bir satranç oyuncusunun 5 – 6 saat kadar konsantrasyonunu koruması gereklidir, tek bir hata kayba sebep olabilir. Konsantre olmayı öğrenmek ayrıca hukuk fakülteleri için de son derece kıymetlidir.

Hukuk fakültesine girmeyi amaçlayan öğrenciler hukuk öncesi (pre-law) programının bir parçası olan lisans dersleri alırlar. Hukuki sistemlere odaklandıkları için genelde idare veya ceza yargısı branşları tercih edilir. Bunlar, fikri çalışma alanları açısından önemlidir.

Yine de resmi olmayan çalışmalar, branşı doğrultusunda özellikle matematik, felsefe gibi zor alanlarda uzmanlaşan öğrencilerin LSAT (hukuk fakültesine giriş sınavı)’nda daha iyi bir performans sergilediklerini gösterir. Tıpkı Avukatların mahkeme salonunda kanıtlarını sunarken matematik ve mantığın onlara hizmet ettiği gibi, satranç oyuncuları da yine bu alanlardan faydalanarak satranç tahtasında hamlelerini yaparlar.

2. Sorunları Tanımlamayı Gerektirir

Hukuk Fakültesi ve baro sınavlarında iyi performans gösteren öğrenciler “sorunu tespit etme” konusunda başarılı olmalıdır. Diğer bir deyişle, öğrencinin öğrendiklerini özetlemesini gerektiren lisans sınavlarının aksine Hukuk Fakültesi sınavları, öğrencilerin belirli bir davanın olguları altında hangi hukuki problemlerin saklı olduğunu anlamalarını ve bunları ortaya çıkarmalarını gerektirir. Daha sonra öğrenci, ilgili duruma uygun hukuki ilkeleri uygulamalıdır. Öğrenciler genellikle analojiler[2] çizmeli ve benzerlikleri görmelidir. Avukatlar da sorunları tespit etmeli ve müvekkillerinin onlara sunduğu sorunlar hakkında analojiler çizmelidir.

Benzer şekilde, iyi satranç oyuncuları satranç tahtasını, verilen süreyi de göz önüne alarak, iyice ölçüp biçtikten sonra birçok olası hamle arasından güçlü bir hamle bulmalıdır. Bir şaha saldırmanın tipik yöntemleri gibi çeşitli modelleri arayacaklardır. Bazen bu hareket, Şah-mat’a giden yolda vezirin cesurca fedasını gerektiren taktiksel bir saldırı olacaktır. Pek çok olasılığı göremeyen oyuncular çok fazla oyun kazanamayacaklardır. Gerek satranç oyuncusu gerekse hukukçu bir durumun püf noktalarını keşfetmelidir.

3. Temel Stratejiler

Hukukta ve satrançta yüksek performans, etkin bir stratejiyi gerektirir. Belki de bu sebeple hukuk genellikle satranca benzetilmektedir.

Başarı; plan yapabilme kabiliyeti, rakibin nasıl davranacağını öngörme ve sonrasında kişinin buna nasıl karşılık vereceğini çözme becerisi gerektirir. Ben, eski bir duruşma avukatı olarak, yalnızca ne yapacağımı düşünmezdim, aynı zamanda rakibimin etkili bir karşı plana sahip olup olmadığını da hesaplamak zorundaydım.  Bununla beraber kendi davamdaki zayıf noktaları da bilmek zorundaydım. Benzer şekilde, iyi bir satranç oyuncusu da hamlesinde ortaya çıkabilecek sorunları öngörmelidir.

4. İlkeler ve Kurallar Uygulanır

Hem hukuk hem de satrançta kurallar, genel ilkeler, istisnalar veya boşluklar vardır. Hukukta kurallar genellikle kanun olarak düzenlenir. Kanun gibi kodifiye edilmiş kurallar olmasa da yine aynı şekilde, satrançta da kurallar vardır. Zira, acemi satranç oyuncuları ilk önce genel kabul görmüş ilkeleri öğrenirler. Örneğin, oyunun açılış kısmı sırasında, belirli taşları oyuna sokmaları, tahtanın merkezini kontrol etmek için bu taşları ve piyonları kullanmaları, değerli şahlarını güvenli bir konuma yerleştirmeleri, “rok” olarak bilinen özel bir hamle yapmaları ve en güçlü taş olan vezirlerinin hamlelerini dikkatli yapmaları gerektiği öğretilir. Bununla birlikte, güçlü satranç oyuncuları şaşırtıcı hamleler veya başka amaçlar için bu ilkeleri ihlal edebilir.

Savcıların da ortak yaklaşımları bulunur. Birden fazla sanık olan ceza davalarında, savcılar önce küçük balığın peşinden gitmek için eğitilirler ve daha sonra bu başarılarını büyük balığı karaya çıkarmak için kullanırlar. Bu, satrançta şahı mat etmeden önce piyonları yakalamak gibidir. Öyle ki medya bile ceza davalarını tanımlarken bu satranç terimlerini kullanır.

5. Rekabetçi Güdüler Gerektirir

Hem satranç hem de hukukta başarı, rekabetçi içgüdüler gerektirir. Aslında satrançta, oyuncular için bir derece sistemi ve hukuk fakültesinde, öğrenciler için bir sınıf derecesi vardır. Satranç, konsantrasyonu diri tutacak kadar güçlü bir kazanma arzusu gerektirir.

Satranç oyuncuları gerek tekli oyunlarda gerekse turnuvalarda sık sık iniş ve çıkışlar yaşarlar. Onlar, birçok zorlukla baş etmek zorundadırlar ve bunlardan biri de kaybetmektir. Benzer şekilde; tek bir hukuk fakültesi sınavı, öğrencinin sınıf notu açısından tek dayanağı olabilir, bu yüzden öğrenci bütün sömestr boyunca çalışmış olsa da her şey bir anda değişebilir. Davaların sonuçlanması da yıllar alabilir ve istikrar gerektirir. Benim davalarım ve duruşmalarım her zaman, iyi ve kötü günleri olan bir roller coaster[3] gibidir.

Satranç oyuncusu ve avukatın bir başka benzerliği ise iyi hazırlanmak zorunda olmalarıdır. Satrançta kişi, internetten rakibinin oyunlarını bulabilir ve onun oyun stilini görebilir. Hukukta ise kişi, davaya bakacak hâkim hakkında bilgi sahibi olabilir ve buna göre davaya yaklaşımını değiştirebilir.

Kuşkusuz, satranç sadece bir oyundur, bu yüzden çoğu insan zevk almak için oynar. Oysaki hukuk icra etmek bir meslektir. Çok az satranç oyuncusu Paul Morphy’nin seviyesine ulaşacaktır. Yine de yüksek düzeyde satranç oynayan, aynı zamanda federal ve eyalet yargı mahkemelerinde duruşma avukatlığı yapan bir kişi olarak satrancın, hukuki çalışma alanlarında çok kullanışlı ve önemli olan düşünsel, duygusal ve rekabetçi becerileri geliştirdiğine inanıyorum.

Not: Çeviri çalışmamıza konu olan bu makale ABD’de bulunan Drake Universitesi’nde halen aktif olarak eğitim veren hukuk profesörü Mark Kende tarafından yazılmıştır. Belirtmek gerekir ki Mark Kende ayrıca ABD Satranç Federasyonu üyesidir. Söz konusu makalenin yazar tarafından kaleme alınırken doğal olarak ABD’de uygulanan Anglo-Sakson hukuk sistemini esas aldığını belirtmek gerekir. Ayrıca yazarın ABD’de mevcut olan hukuk eğitimi sürecini göz önüne aldığı çevirimizde de görülmektedir. Çevirimizi gerçekleştirirken tüm bu hususları göz önünde bulundurduğumuzu sizlere de belirtmek isteriz. Ancak makalenin altında yatan temel fikrin gayet açık olduğunu düşünüyoruz. İyi okumalar dileriz.

TEŞEKKÜR: Akademik alanda kendimizi geliştirmek amacıyla katıldığımız bu platformda bize yol gösteren ve desteklerini esirgemeyen Ahmet Fevzi KİBAR hocamıza, ayrıca çevirimizin son aşamasındaki katkılarından dolayı Bilal BAŞER’e teşekkür ederiz.

Dear Professor Kende,Thank you very much for the support and permission. We are enjoyed every minute of translate your article.

This article is republished from The Conversation under a Creative Commons license. Read the original article from here: “https://theconversation.com/5-ways-chess-can-make-you-a-better-law-student-and-lawyer-127290”

Yazının orjinal adresi için tıklayınız…


[1]  Büyükusta, çok güçlü satranç ustalarına FIDE (Dünya Satranç Federasyonu)  tarafından verilen bir unvandır. “Dünya Şampiyonu” unvanı bir yana bırakılırsa büyükusta, bir satranç oyuncusunun erişebileceği en yüksek onurdur. Unvan, kazanıldığı andan itibaren yaşam boyu geçerlidir.

[2]  TDK’ye göre analoji: 1) isim Benzeşim, benzeşme; 2) Örnekseme; 3) isim, Andırışma. Bakınız: https://sozluk.gov.tr/ , s.e.t. 23.08.2020.

[3] Lunaparklarda bulunan, inişleri ve çıkışları olan hız trenidir.

Yazar Hakkında

Ahmet Fevzi Kibar

Ahmet Fevzi Kibar

Akademisyen, Hukuki Danışman ve Yazar
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Özel Hukuk yüksek lisans mezunu ve İstanbul Üniversitesi Özel Hukuk doktora eğitimi (devam ediyor). Kişiler, Aile, Eşya, Miras, Borçlar, Gayrimenkul, Fikri Mülkiyet ve Ürün Sorumluluğu Hukuku alanlarında çalışma yapmaktadır. Ayrıca hikâye, deneme ve eleştiri yazarlığı da yapmaktadır. Evli ve baba.

Yorum Yap

Konuşmaya Başla
WhatsApp Destek Hattı
Merhaba, SATRANÇ ve HUKUK bu konu hakkında destek alabilirsiniz...