Yargıtay Kararları

Marka Lisans Sözleşmesinin Haksız Nedenle Feshine İlişkin Bir Yargıtay Kararı

Marka Lisans Sözleşmesinin Haksız Nedenle Feshine İlişkin Bir Yargıtay Kararı
Ahmet Fevzi Kibar
Arş. Gör. Ahmet Fevzi Kibar

Yargıtay Dairesi Çoğunluk Görüşü:

Bilindiği üzere, iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan birinin fesih iradesi karşı tarafa ulaştıktan sonra, karşı taraf, artık sözleşmeye dayalı olarak aynen ifayı talep edemeyeceği gibi doğrudan sözleşme ile kendisine tanınmış bulunan bir hakkı, sözleşme halen yürürlükte imişcesine kullanma olanağına sahip değildir.

Karşı Oy Mütaala Görüşü:

4) Somut olayda, Sözleşmenin 12. maddesi uyarınca lisans sözleşmesinin haksız nedenle de feshi mümkün ise de, davacı taraf davalı tarafa noter aracılığıyla gönderdiği 08.04.2011 tarihli fesih ihbarnamesinde, sözleşme bedeli olan 25.000 TL’nin ödenmemesi sebebiyle sözleşmenin haklı nedenle ve tek taraflı olarak feshettiği ihbarında bulunmuştur.

Oysa bir karşılıklı borç yükleyen sözleşme niteliğinde olan lisans sözleşmeleri için de, sözleşmenin haklı nedenle feshi için öncelikle davalı tarafın temerrüde düşürülmesi ve akabinde de borcun ödenmesi için davalı tarafa münasip bir mehil verilmesi gerekirdi.

Not: Bazen Karşı Oy Mütalaası Daha sonraki Yargıtay Kararlarını etkilemekte ve değiştirmektedir. Bu nedenle karşı oy mütalaaları bazen yargıtay dairesinin çoğunluğu tarafından öne sürülen görüşten daha kıymetli olabilir.

11. Hukuk Dairesi 2016/9219 E. , 2018/5071 K.

“İçtihat Metni”

Mahkemesi: Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.05.2015 tarih ve 2012/747-2015/131 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketin markasının inhisari marka lisans sözleşmesine konu olduğunu, yapılan sözleşmenin bir bedele bağlandığını, davalının hiçbir ödeme yapmadığını, sözleşmenin haklı ve tek taraflı olarak feshedildiğini içeren ihtarlarının davalıya tebliğ edildiğini, müvekkilinin iradesinin lisans sözleşmesi yaparak 2011 yılında yapılan sözleşmenin 2009 yılında yapılan lisans sözleşmesinin devamı gibi olması iken bu iradesinin fesada uğratılarak inhisari lisans şeklinde imzalatılmış bir sözleşme olduğunu, davalının markayı haksız ve hukuki dayanak olmadan ve müvekkilinin aleyhinde kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek davalı ile yapılan Kayseri 10. Noterliğinin 25/03/2011 tarih 06411 yevmiye nolu inhisari marka lisans sözleşmesinin iptalini, iptal kararının TPE’ye bildirilmesini, markanın kayıtlı bulunduğu 2004/08138 sayılı sicile işlenmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin “ÖZKANLAR” markasının önce kullanım hakkını, sonra da inhisari kullanma hakkını noter sözleşmeleri ile aldığını, müvekkilinin öncelikle Kayseri 10.Noterliği’nde yapılmış olan 22.04.2009 tarih ve 4847 yevmiye numaralı lisans sözleşmesi gereğince 2004/08138 tescil numaralı Özkanlar ibareli markanın süresiz olarak kullanımını 25.000,00 TL bedelle devraldığını, 25.03.2011 tarih ve 06411 yevmiye numaralı inhisari marka lisans sözleşmesi ile müvekkilin marka kullanım hakkının inhisari kullanıma dönüştürüldüğünü, noter sözleşmelerinde yazılan bedellerin ödendiğini, her iki noter sözleşmesinin birbirinin devamı olduğunu ve birlikte değerlendirildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, inhisari lisans sözleşmesinde sözleşme bedeli 25000 TL olarak kabul edilmiş olmasına karşın ödemenin bir süreye bağlanmadığı, davalı tarafın usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmeden mevcut davanın açıldığı, sözleşmeden dönme hakkının davacı tarafça kullanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, dava dilekçesi içeriği, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları çerçevesinde, taraflar arasındaki inhisari lisans sözleşmesinin davacı yanca tek taraflı olarak feshine karşın, davalının, davadışı TPE’ye sözleşmenin sicile işlenmesi yolunda başvuruda bulunması suretiyle feshedilen sözleşmenin aynen ifası zımnında çıkarmış olduğu muarazanın men’i istemine ilişkindir. Dosya kapsamı uyarınca, taraflar arasındaki 25.03.2011 sözleşme ile davacıya ait markanın kullanımının inhisari olarak davalıya devredildiği ve tarafların her birinin sözleşmenin TPE siciline işlenmesini talep edebileceği kararlaştırılmıştır. Mezkur sözleşmenin, davacı lisans veren tarafından, sözleşme bedelinin ödenmediği gerekçesiyle 08.04.2011 tarih ve 15026 yevmiye no.lu noter ihtarnamesi ile bildirimsiz olarak feshedildiği, keyfiyetin davalı muhataba tebliğini müteakip 25.04.2011 tarih ve 17475 yevmiye no.lu cevabi ihtarname ile fesih iradesinin bir kez daha muhatabına iletildiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan birinin fesih iradesi karşı tarafa ulaştıktan sonra, karşı taraf, artık sözleşmeye dayalı olarak aynen ifayı talep edemeyeceği gibi doğrudan sözleşme ile kendisine tanınmış bulunan bir hakkı, sözleşme halen yürürlükte imişcesine kullanma olanağına sahip değildir (Dairemizin 15.02.2017 tarih ve Esas 2015/12426 – Karar 2017/843 sayılı kararının gerekçesinden).

Bu anlamda, sözleşmenin feshinin ileriye etkili yahut geriye etkili (dönme) olup olmadığı veya haklı nedenlere dayalı bulunup bulunmadığının tartışılmasının, somut davada ve bu davadaki talep sonucunu oluşturan muarazanın giderilmesi istemi açısından bir önemi yoktur. Taraflar arasındaki sözleşme fesihle birlikte sona ermiş olup feshin haklı nedenlere dayalı olup olmadığı hususunun, ancak bu yoldaki iddia ile karşı taraftan tazminat isteminde bulunulması halinde, bu cihette açılacak bir tazminat davasında tartışılması ve sonuca bağlanması gerekir. İşbu davada gerek davacının ve gerekse de feshin haksızlığını savunan davalının bu yolda bir istemi söz konusu değildir.

O halde, uyuşmazlığın açıklanan niteliği ve HMK’nın 143/2. maddesi de gözetilerek, tarafların bu yöndeki iddia ve savunmaları, işbu muarazanın men’ine ilişkin eda davasında incelenmesine gerek bulunmamaktadır.

Bu nedenle, mahkemece, davalının fesihle sona ermiş sözleşmede kendisine tanınmış hakka dayalı olarak sözleşmenin sona ermesinden sonra inhisari nitelikteki lisans sözleşmesini, konusunu oluşturan markanın tescilli olduğu sicile tescil ettirme yönündeki fiilinin haksız bir muaraza olduğunun kabulüyle, bunun sonucuna göre men istemi bakımından bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17.07.2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY MÜTALAASI

1) Dava, Marka lisans sözleşmesinin iptal edildiğinin tespiti istemine ilişkindir.

2) Somut olayda, taraflar arasında 2004/08138 sayılı ve “ÖZKANLAR” markasının kullanımıyla ilgili olarak, 22.04.2009 tarihinde adi lisans sözleşmesi, 25.03.2011 tarihinde ise münhasır lisans sözleşmesi imzalanmıştır. Davalı şirketin, münhasır lisans sözleşmesi için 25.000 TL ilave bedel ödemesi gerektiği halde bu bedeli ödemediği konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.

3) TBK m. 123-126. maddeleri uyarınca, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, kendi edimini yerine getiren tarafın, karşı tarafın kendi edimini yerine getirme konusunda temerrüde düşmesi halinde karşı tarafa edimini yerine getirmesi için münasip bir mehil vermesi veya mahkemeden bu yönde talepte bulunması gerekir. TBK 124. maddesinde, mehil verilmesine gerek olmayan hallerin somut olayda bulunmadığı konusunda heyet arasında bir tereddüt bulunmamaktadır. Karşı tarafın verilen süre içerisinde edimini yerine getirmemesi halinde, kendi edimini yerine getiren taraf sözleşmeyi haklı sebeple feshedebilecektir.

4) Somut olayda, Sözleşmenin 12. maddesi uyarınca lisans sözleşmesinin haksız nedenle de feshi mümkün ise de, davacı taraf davalı tarafa noter aracılığıyla gönderdiği 08.04.2011 tarihli fesih ihbarnamesinde, sözleşme bedeli olan 25.000 TL’nin ödenmemesi sebebiyle sözleşmenin haklı nedenle ve tek taraflı olarak feshettiği ihbarında bulunmuştur.

Oysa bir karşılıklı borç yükleyen sözleşme niteliğinde olan lisans sözleşmeleri için de, sözleşmenin haklı nedenle feshi için öncelikle davalı tarafın temerrüde düşürülmesi ve akabinde de borcun ödenmesi için davalı tarafa münasip bir mehil verilmesi gerekirdi.

Oysa davacı taraf temerrüt ve fesih ihbarnamesinde böyle bir mehil vermediği gibi, davalı taraf 18.04.2011 tarihli cevabi ihtarnamesinde sözleşme bedeli olan meblağı ödeyeceğini beyan ettiği halde yine de davalı tarafa bir mehil verilmemiştir. Bu durumda, mahkemece, davacı tarafın sözleşmeyi haklı nedenle feshetmemesi nedeniyle davanın reddine karar vermesi doğru, olduğu gibi, davacı tarafın temyizi de sözleşmeyi bedelin ödenmemesi nedeniyle haklı nedenle feshettiği iddiasını kanıtladığına ilişkin olup, bu temyiz nedenleri yerinde olmadığından kararın bu kısmı yönünden onama kararı verilmesi gerektiği düşüncesindeyiz.

5) Bununla birlikte, davacı taraf dava dilekçesinde, sözleşmenin feshedildiğini tespit isteminin yanında, marka lisan sözleşmesinin TPE siciline işlenmemesi yönünden muarazanın men’ini de talep etmiş olduğu halde, bu istem yönünden mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamış olup, kararın sadece bu cihetle davacı yararına bozulması gerektiği düşüncesindeyiz.

6) Öte yandan, Daire çoğunluğu tarafından, fesih iradesinin karşı tarafa ulaşmasının yeterli olduğu, bunun haklı mı, haksız mı olduğunun önemli olmadığının bir önemi olmadığı, bu hususun davalı tarafça açılacak tazminat davasında tartışılması gerektiği, mahkemece feshin kabulüyle, markanın haksız kullanımının men’i iddiası yönünden değerlendirme yapılması gerektiği düşüncesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş ise de, bu düşünceye katılmıyoruz.

7) Herşeyden önce, bir sözleşmenin hangi şartlar dahilinde fesih edileceğine ilişkin hükümlerinin taraflar için bağlayıcı olduğu, davacı tarafın, kanun uyarınca haklı nedenle, sözleşme uyarınca da haksız nedenle sözleşmeyi fesih etme hakkının bulunduğu noktasında Daire üyeleri arasında bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır.

Ancak somut olayda, davacı 08.04.2011 tarihli noter sözleşmesiyle, sadece haklı nedenle fesih hakkını kullanarak sözleşmeyi fesih etmek istemiş ve bu yönünde irade beyanında bulunmuş, dava dilekçesinde de bu maddi vakıaya dayalı olarak sözleşmenin fesih edildiğinin tespiti talep etmiştir. Davacı tarafın, haksız bir nedenle sözleşmeyi fesih iradesi ve böyle bir irade beyanı bulunmamaktadır.

Yargılamanın devamı boyunca da, bu maddi vakıaya bağlı olarak, davalı tarafın münhasır lisans sözleşmesi uyarınca ilave 25.000 TL bedel yatırmak zorunda olup olmadığı, yatırmamasının sözleşmeyi haklı nedenle fesih sebebi sayılıp sayılmayacağı tartışılmış, bilirkişi raporu alınmış, rapora itiraz beyanında da davacı tarafça, sadece sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş sayılması gerektiği ifade edilmiş, yargılamanın hiçbir aşamasında haksız bile olsa sözleşmenin fesih edildiğinin tespiti talep edilmemiştir.

Öte yandan haksız fesih halinde, fesih eden tarafın 100.000 TL cezai şart ödemesi gerektiği Sözleşmenin 12. maddesi ile kararlaştırılmıştır. Keza davacının temyiz dilekçesi de, bu bedelin ödenmemesi nedeniyle yapılan fesihin haklı fesih olduğu iddiasına yöneliktir.

Yargıtay tarafından, davada dayanılan maddi vakıa itibariyle, tarafların irade ve isteğinin dışında, sadece haklı nedenle fesih irade beyanında bulunan ve maddi vakasını buna dayandıran kişinin, mahkemece sadece fesih talebi kısmı dikkate alınarak karar verilmesi, talepten başkasına karar verilemeyeceği ilkesine aykırı olacaktır. Davacının sadece haklı nedenle sözleşmenin fesih edildiğini ileri sürmesi ve bu sebeple feshin tespiti istemesinde hukuki yararı vardır.

Anılan nedenlerle Dairemiz çoğunluğunun bozma gerekçelerine katılmıyoruz.

Not: Bazen Karşı Oy Mütalaası daha sonraki Yargıtay Kararlarını etkilemekte ve değiştirmektedir. Bu nedenle karşı oy mütalaaları bazen Yargıtay dairesinin çoğunluğu tarafından öne sürülen görüşten daha kıymetli olabilir.

Bu konu hakkında uzmana danışmak ister misiniz?

Yazar Hakkında

Ahmet Fevzi Kibar

Ahmet Fevzi Kibar

Akademisyen, Hukuki Danışman ve Yazar
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Özel Hukuk yüksek lisans mezunu ve İstanbul Üniversitesi Özel Hukuk doktora eğitimi (devam ediyor). Kişiler, Aile, Eşya, Miras, Borçlar, Gayrimenkul, Fikri Mülkiyet ve Ürün Sorumluluğu Hukuku alanlarında çalışma yapmaktadır. Ayrıca hikâye, deneme ve eleştiri yazarlığı da yapmaktadır. Evli ve baba.

Yorum Yap

Konuşmaya Başla
WhatsApp Destek Hattı
Merhaba, Marka Lisans Sözleşmesinin Haksız Nedenle Feshine İlişkin Bir Yargıtay Kararı bu konu hakkında destek alabilirsiniz...