Pratik Çalışma

EŞYA HUKUKU PRATİK ÇALIŞMA (5) – ZİLYETLİK TÜRLERİ, DEVRİ ve DAVALAR ÜZERİNE

Zilyetlik Üzerine Pratik Çalışma
Ahmet Fevzi Kibar
Arş. Gör. Ahmet Fevzi Kibar

Zilyetlik Türleri, Zilyetliğin Devrinin Doğrudan ve Dolaylı Yolları ve Davalar Üzerine Pratik Çalışma

OLAY: A babasından kendisine miras kalan evi kiraya vermek ister. Yeni evli çift olan B ile C’ye daireyi gezdirir. Ertesi gün B ile C daireyi kiralar ve A’nın evinde sözleşme imzalanır. A, evin anahtarını B ile C’ye teslim eder. A ayrıca dairede bulunan antika saati de 1.500 tl karşılığında B ve C’ye satar. B ile C bir hafta sonra eve, düğünde kendilerine takılan ziynet eşyalarını koymak için her ikisinin parmak izinin birlikte okutulmasıyla açılan bir özel kasa yaptırırlar. C’nin yakın arkadaşı D, eşinden gizli aldığı elmas küpeleri ve zümrüt kolyeyi kasada saklaması için C’ye teslim etmiştir. Zümrüt kolyeyi çok beğenen C, D’den bunu satın alır. D’nin şok ölümü üzerine küpelerde de gözü olan C küpeleri sahiplenir ve takmaya başlar. C bir zaman sonra küpelerden birini kaybeder. Evde temizlik yaparken küpeyi bulan F, ihtiyacı sebebiyle bunu kuyumcuya satar.

Soru 1: Olayda belirtilen eşyaları dikkate alarak bu eşyalar üzerinde kişilerin kurdukları zilyetliği, zilyetlik türlerini göz önünde tutarak kısaca belirtiniz.

A’nın ev (saat) üzerindeki zilyetliği; öncelikle A, babasından kalan ev ve saat üzerinde mülkiyet iddiasıyla bir hakimiyeti vardır. Bu sebeple A’nın zilyetliği malik sıfatıyla zilyetliktir. A söz konusu zilyetliği tek başına kullanmakta olduğu için ayrıca tek başına zilyettir. Eğer ev üzerindeki mülkiyet birden fazla kişi açısından bulunsaydı bu durumda birlikte zilyetlik söz konusu olabilirdi. A, henüz evi kiraya vermeden önce ev üzerinde söz konusu fiili hakimiyetini başkasının aracılığına ihtiyaç duymadan doğrudan doğruya kullanabildiği için doğrudan zilyetti. Ancak evi B ile C’ye kiraladığı andan sonra ev üzerindeki zilyetliği dolaylı bir zilyetliğe dönüşmüştür. Yine B ile C’ye evini kiralaması ile birlikte onlara ev üzerinde kira sözleşmesinden doğan kiracılık hakkını kullanabilmeleri için onları ev üzerinde zilyet kılmıştır. Dolayısıyla kendisi aslî zilyet, B ile C de dolaysız fer’î zilyet olmuştur. Son olarak A, babasından miras hakkıyla evi devralarak zilyet olmuştur. Bu hukuk sistemimiz tarafından mirasçılara tanınan bir haktır. Dolayısıyla A’nın zilyetliği hakka dayanan bir zilyetliktir.

            B ile C’nin ev üzerindeki zilyetlikleri evin asıl maliki olarak gördükleri A ile yaptıkları kira sözleşmesine dayanmaktadır. B ile C, A’nın malik sıfatıyla zilyetliğini kabul ederek ve A’nın onlara devretmesi hukuken mümkün olan bir hakkı devraldıklarından başkası adına, hakka dayanan zilyettirler. Ayrıca yukarıda belirttiğimiz üzere onların bu zilyetliğini onlara A tesis etmiştir. Böylece B ile C daire üzerinde doğrudan ve fer’î zilyet olmuşturlar. Kira sözleşmesinin kendilerine tanıdığı bu zilyetlik durumunu birlikte kullanacakları için daire üzerinde birlikte zilyettirler. Eğer eve girmek için her ikisinde de anahtar varsa bunların ev üzerindeki zilyetliği müşterek (ortaklaşa) zilyetliktir.

            B ile C’nin kasa üzerindeki birlikte zilyetlikleri, bu kasaya ancak ikisi birlikte erişebildikleri -birbirleri olmadan  erişemedikleri için -elbirliğiyle zilyetliktir.

            D’nin (normal şartlar altında) kolye ve küpeler üzerindeki zilyetliği henüz C’ye teslim etmeden; malik sıfatıyla, doğrudan, tek başına, hakka dayanan bir zilyetliktir. D bu eşyalar üzerinde henüz bir sınırlı aynî veya kişisel hakka dayanan zilyetlik tesis etmediği için aslî ve fer’î zilyetlik ayrımı mevcut değildir.

            D’nin küpeleri C’ye emanet etmesi ile birlikte D, bu eşyalar üzerinde fer’i zilyetlik tesis etmiş ve kendi aslî zilyet olmuştur. Artık bu eşyalar üzerinde C doğrudan zilyet iken D dolaylı zilyettir.

            C, kolyeyi satın almadan önce bunlar üzerinde, doğrudan, ferî ve hakka dayanan, tek başına bir zilyettir.

            C, kolyeyi satın aldıktan sonra malik sıfatıyla, doğrudan, hakka dayanan bir zilyet olmuştur. Henüz asli ve ferî zilyetlik ayrımını gerektirecek bir durum mevcut değildir.

            C küpeleri gaspetmeden önce bunlar üzerinde başka sıfatla, doğrudan, ferî ve hakka dayanan, tek başına zilyettir.

            D’nin ölümü üzerine küpeleri gaspedince artık malik sıfatıyla, doğrudan, tek başına ancak haksız ve kötüniyetli zilyettir.

            Evde temizlik yapan F, zilyet yardımcısı konumundadır. Zilyet yardımcısı, bağlı olduğu kişinin hakimiyetinde bulunan eşyaya zilyet olmayıp bu eşyaları sadece işe ait araç gereç olarak kullanmaktadır. Dolayısıyla F’nin temizlik görevi yaptığı evdeki eşyalar ile bir zilyetlik ilişkisi mevcut değildir. Ancak F, temizlik yaparken bulduğu küpeyi ihtiyacı sebebiyle kuyumcuya satmıştır. Burada F, küpenin maliki gibi hareket etmiştir. Ancak buna hukuken hakkı yoktur. Dolayısıyla küpe ile zilyetlik ilişkisi malik sıfatıyla, doğrudan, tek başına ancak haksız ve kötüniyetlidir. (F temizlikte kullandığı eşyalar bakımından zilyet yardımcısıdır. Ama evdeki eşyalar ona emanet ediliyor).

            Kuyumcu satın aldığı küpeye malik olmak daha sonradan da genellikle satmak niyetiyle hareket etmektedir. Dolayısıyla kuyumcu küpeye malik sıfatıyla, doğrudan, tek başına zilyet olmuştur. Eğer küpeye hukuken malik olan veya mülkiyeti devir yetkisi bulunan yahut da emin sıfatıyla zilyetlik kurumu gibi mülkiyetin geçişini sağlayıcı bir durum söz konusu olsaydı kuyumcunun zilyetliği bir hakka dayanan zilyetlik olacaktı. Ancak olayımızda böyle bir durum bulunmadığı için kuyumcu haksız bir zilyettir. Haksız zilyetler ise hukuken iki türlüdür. Bunlar, iyiniyetli ve kötüniyetlidir. Eğer kuyumcu F’nin bu küpeleri devretme hakkı olmadığını bilmiyor ve bilmesi de kendisinden beklenmeyecek bir durumda ise iyiniyetlidir. Aksi halde kötüniyetlidir.

            Soru 2: Olayda belirtilen durumları dikkate alarak hangi tür zilyetlik devirleri bulunduğunu tespit ediniz:

            Zilyetliğin devri doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki türlü yapılmaktadır. Doğrudan zilyetliğin devrinin dört türü mevcuttur: eşyanın bizzat teslimi, araçların teslimi, zilyetlik sözleşmesi (uzak elden teslim) ve kısa elden teslimdir. Dolaylı zilyetliğin devrinin de dört türü mevcuttur: temsilci aracılığıyla zilyetliğin kazanılması, hükmen teslim, zilyetliğin havalesi ve emtiayı temsil eden senetlerin teslimidir.

            A, kira sözleşmesi akdederek daire üzerindeki fiili hakimiyetini B ile C’ye evin anahtarını onlara vermek suretiyle devretmiştir. Burada daire, fiili durumu itibariyle bir taşınmaz eşya olduğu için zaten bizzat teslimi mümkün değildir. Dolayısıyla A, daire üzerindeki fiili hakimiyetini, daire üzerinde hakimiyeti sağlayacak aracın (anahtarın) teslimi suretiyle gerçekleştirmiştir.

            A, sözlü olarak akdettikleri bir satım sözleşmesi ile antika saati B ile C’ye satmıştır. Saat üzerindeki fiili hakimiyeti ise bizzat saati teslim etmek yerine zilyetlik sözleşmesi (uzak elden teslim) yaparak (yani amiyane tabirle saati size devrettim, zaten evi kiraladım ve anahtarı size teslim ettim, dolayısıyla eve varınca saat sizindir) diyerek saati teslim etmiştir. Ancak yapılacak farklı bir yorumla burada evin anahtarının teslimi ile yani aracın teslimi yoluyla zilyetliğin devredildiği de iddia edilebilir. Kanımca burada her ikisi de iç içe geçmiş bir işlem mevcuttur. Hatta burada dairenin anahtarının teslimi ile artık saat üzerinde emanetçi sıfatıyla zilyet bulunan kiracılar tarafından saatin satın alınması üzerine (hukuki işlem ile) kısa elden teslim yapıldığı yorumu da yanlış olmayacaktır.

            D’nin satın aldığı kolye ve küpeler üzerindeki zilyetliğini, C’ye devretmesi ise bizzat eşyanın teslimi suretiyle zilyetliğin devredilmesidir.

            C’nin emanetçi sıfatıyla zilyet bulunduğu kolyeyi D’den satın alması durumda aralarında yaptıkları hukuki işlem ile zilyetliğin türünü değiştirdiklerinden kısa elden teslim söz konusudur. Eğer tam tersi bir durum söz konusu olsa idi yani C kasasında duran kolyeyi D’ye satıp ancak bir müddet D için muhafaza etmeye devam etse idi burada hükmen teslim söz konusu olacak idi. Eğer C’nin emanetinde bulunan kolye, D tarafından örneğin X kişisine satılıp bir müddet daha C’nin kasasında durması yönünde anlaşma yapılsaydı; X kişisi C’nin elinde bulunan kolyenin dolaylı zilyetliğini, teslim gerçekleşmeksizin zilyetliğin havalesi yoluyla kazanmış olacaktı.

            Soru 3: F’nin küpelerini gaspettiğini farkeden C hangi hukuki yollara başvurabilir? D’nin ölümü üzerine küpeler üzerinde haksız zilyet olarak bulunan C zilyetlik davası açabilir mi? 

            F, küpeleri gaspetmeden önce bunlar C tarafından gaspedilmiştir. C, D’nin kendisine emanet ettiği küpeleri D’nin rızası bulunmaksızın kendi zimmetine geçirmiştir. Böylece C’nin küpeler üzerinde bir aynî veya şahsî hakkı bulunmamakta olsa olsa haksız zilyetliği bulunmaktadır. Zilyetlik haksız nitelikte bile olsa sahibine bazı haklar tanımaktadır. Zira mevcut fiilî durum, sosyal hayatta kaos çıkmaması için hukuken korunmaktadır. Eğer F, küpeler üzerinde bir üstün hakkı sebebiyle onlara el koysaydı durum daha farklı yorumlanabilirdi. Ancak F de küpeler üzerinde aynî yahut şahsî bir hakka sahip değildir. Dolayısıyla ortada iki haksız zilyet arasında gerçekleşen bir hukuki durum söz konusudur.

            Yukarıda belirttiğimiz üzere C küpeler üzerinde mülkiyet hakkına sahip olmadığından istihkak davası açamaz. C’nin küpeler üzerinde şahsi hakkı da olmadığından bu hakları korumaya yönelik hukuki yollardan yararlanamaz. C’nin küpeler üzerindeki tek hakkı zilyetlik hukuki durumundan doğan haklardır. Bu durumda akla gelen korunma yolları: Kuvvet kullanma (MK m. 981), zilyetlik davaları (MK m. 982-983) ve taşınır davası (MK m. 989, 991)’dır. Eğer söz konusu bir taşınmaz olsaydı taşınmazların idari yoldan korunması yolunu da göz önünde bulundururduk. Ancak olayımız konusu olan küpeler, taşınır eşya niteliğindedir.

            C’nin kuvvet kullanarak küpeler üzerindeki zilyetliğini koruyabilmesi için F’yi henüz küpeleri kendi zimmetine geçirme aşamasında yakalamış olması gerekirdi. İlgili maddeye göre, C’nin rızası dışında F küpeleri kendi zimmetine geçirmektedir. Ancak C, F’yi eylem sırasında veya kaçarken yakalamadığı için artık kuvvet kullanarak bu küpelerin zilyetliğini korumaya çalışması hukuka uygun değildir.

F henüz küpeleri kuyumcuya satmadan önce yani gasp fiili devam ettiği süreçte C, TMK m. 982/1’e göre geri verme davası açabilir. Zira ilgili hükümde belirtilen şartlar olayımızda mevcuttur. Burada F, C’nin zilyetliğinde bulunan bir şeyi gaspetmiştir. C’nin haksız zilyet olması kendisinin zilyetlik davasından yararlanmasına engel değildir. Zira zilyetlik davalarında amaç mevcut hukuki düzeni koruyup, kaos çıkmasına engel olmaktır. F, C’nin rızası olmaksızın ve küpeler üzerinde bir üstün hakkı olmaksızın onları gaspetmiştir. Dolayısıyla C, F’ye karşı geri verme davası açabilir. Söz konusu dava MK m. 984’e göre C’nin, küpelerini F’nin gaspettiğini öğrenmesinden başlayarak iki aylık kısa ve her halde küpelerin çalındığı tarihten başlayarak bir yıllık uzun hak düşürücü süreye bağlanmıştır. C, bu süreler içinde dava açmalıdır.  

            Taşınır davası, adından da anlaşılacağı üzere sadece taşınırlar açısından öngörülmüştür. Bu dava ile taşınırı çalınan, kaybolan ya da iradesi dışında başka bir şekilde elinden çıkan zilyet, o şeyi elinde bulunduran herkese karşı (yani iyiniyetli kimselere karşı) beş yıl içinde (MK m. 989), zilyetliği iyiniyetle edinmemiş kimseye (kötüniyetli kişiye) karşı da süre sınırı olmaksızın taşınır davası açmak mümkündür (MK m. 991). Kural olarak her türlü zilyet (aslî, ferî, dolaylı, doğrudan vs.) taşınır davası açabilirken MK m. 991/2’ye göre, eğer önceki zilyet de zilyetliği iyiniyetle edinmemiş ise sonraki zilyede karşı taşınır davası açamaz. Olayımızda hem C hem de F kötüniyetlidir. Dolayısıyla ilgili hüküm C’nin, F’ye karşı taşınır davası açmasına engeldir. Eğer bu hüküm olmasaydı F kötüniyetli olduğu için herhangi bir süre sınırı olmaksızın C, F’ye taşınır davası açabilecekti. MK m. 989 ile 991 arasındaki en büyük fark ispat hususundadır. MK m. 989’a dayanan taşınır davasında davacı, taşınırın çalındığını, kaybolduğunu yahut elinden iradesi dışında çıktığını ispat etmesi gerekirken somut olayımızda MK m. 991’e dayanan taşınır davası açılabilmesi için bunun yerine davalının söz konusu taşınırı kötüniyetle elde ettiğinin ispatlanması gerekir.

           Soru 4: D’nin kocası G, bir zaman sonra C’nin küpeleri gaspettiğini öğrenmiştir. Eğer halen küpeler C’de bulunsa idi G, küpeleri geri almak için hangi hukuki yollara müracaat edebilirdi?

            G, D’nin mirasçısı sıfatıyla söz konusu eşyalar üzerinde mirasçılık sıfatıyla hak sahibidir. Miras hukukundan doğan hukuki imkanları bir kenara bırakırsak ve eğer miras paylaşımı sonucunda küpeler kendisine kalırsa bu durumda eşyaların mülkiyet hakkı ve eşyalar üzerindeki zilyetlik hakları külli halefiyet yoluyla G’ye geçer. Dolayısıyla G küpeler üzerinde mülkiyet hakkına dayanan zilyetliğe sahiptir. D, küpeler üzerindeki zilyetlik haklarını korumak için C’ye karşı kuvvet kullanma yoluna başvuramaz. Zira kuvvet kullanma için gerekli olan eylem sırasında veya kaçarken yakalama şartı ortadan kalmıştır (MK m. 981) ve C, küpeleri gasp etmiştir. Bu sebeple G, gasp eylemi sebebiyle MK m. 982’de belirtilen geri verme davasını açabilir. C’nin burada küpeler üzerinde herhangi bir aynî ya da şahsî hakkı olmadığı için G’ye karşı MK m. 982/2’de öngörülen geri vermekten kaçınma hakkından yararlanamaz. G ayrıca MK m. 989 ve 991’de öngörülen taşınır davası açma imkanından yararlanabilir. Zira G, miras yoluyla küpelere herhangi bir zilyet olma iradesi olmasa bile D’nin ölümü ile birlikte kanuni mirasçı sıfatıyla zilyet olmuştur. C ise kötüniyetle küpeleri gaspeden kişidir. MK m. 991’e göre, küpelerin zilyetliğini iyiniyetle edinmemiş C’ye karşı G herhangi bir zaman sınırı olmaksızın taşınır davası açabilir. MK m. 989 ile 991 arasındaki en büyük fark ispat hususundadır. G’nin burada ispat etmesi gereken husus C’nin kötüniyetlidir.

G, son olarak mülkiyet hakkına dayanarak istihkak davasını hiçbir süre sınırı olmaksızın açarak küpelerin mülkiyetini geri alabilir meğerki başka bir hukuki yol ile küpelerin mülkiyetini bir başka kişi edinmiş olsun (Örneğin; MK m. 988, 777 vs.).

NOT1: Bu pratik çalışma şahsıma ait orijinal bir çalışma olup izinsiz ve atıfsız (linksiz) paylaşılması FSEK uyarınca yasaktır.

NOT2: Pratik çalışmaya ilişkin sorularınızı veya anlayamadığınız kısımları yorumda belirtirseniz, uygun bir vakitte size dönüş yapmaya gayret edeceğim.

Gerek mesleki olay analiz kabiliyetini gerekse sınav çözme becerinizi geliştirmek adına bu videolar size yardımcı olabilir:

Tümdengelim yöntemi;

Tümevarım yöntemi;

Yazar Hakkında

Ahmet Fevzi Kibar

Ahmet Fevzi Kibar

Akademisyen, Hukuki Danışman ve Yazar
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Özel Hukuk yüksek lisans mezunu ve İstanbul Üniversitesi Özel Hukuk doktora eğitimi (devam ediyor). Kişiler, Aile, Eşya, Miras, Borçlar, Gayrimenkul, Fikri Mülkiyet ve Ürün Sorumluluğu Hukuku alanlarında çalışma yapmaktadır. Ayrıca hikâye, deneme ve eleştiri yazarlığı da yapmaktadır. Evli ve baba.

Yorum Yap

Konuşmaya Başla
WhatsApp Destek Hattı
Merhaba, EŞYA HUKUKU PRATİK ÇALIŞMA (5) – ZİLYETLİK TÜRLERİ, DEVRİ ve DAVALAR ÜZERİNE bu konu hakkında destek alabilirsiniz...