OLAY I: Ahmet, marangoz Mehmet’e 9.000 lira karşılığında satın almak üzere aslan desenli, 103 cm eninde, Ahmet’in seçtiği ahşaplardan yapılacak yuvarlak bir ahşap masa siparişi vermiştir. Söz konusu anlaşmaya göre bir hafta içinde Mehmet, masayı yapacak ve Ahmet’e haber verecektir. Bunun üzerine Ahmet gelip parayı ödeyip masayı teslim alıp gidecektir. Mehmet, yaklaşık on gün sonra masanın bittiğini Ahmet’e haber verir.

Soru 1: Masa yapma borcu nasıl bir borçtur?Masanın ifa yeri neresidir?

Marangoz Mehmet, Ahmet’e dükkânındaki herhangi bir masayı değil belirli özelliklere (aslan desenli, 103 cm eninde ve yuvarlak, Ahmet’in seçtiği ahşaplardan yapılmış) sahip bir masayı yapma borcu yüklenmiştir. Bu borç, bir parça borcudur. Öğretideki tanıma göre parça borcu, ferden belirli olan borçlardır. Yani borcun konusu özelliklerine göre yeter derecede belirli bir şeydir.

Taraflar masa borcunun ifası için bir yer belirleme konusunda sözleşme serbestisine sahiptir. Ancak taraflar bu belirlemeyi yapmazsa BK’ndaki ilgili tamamlayıcı hükme müracaat edilerek ifa yeri tespit edilir. Buna göre ifa yeri, Mehmet’in dükkânı olacaktır.

Soru 2: 9.000 lira ödeme borcu nasıl bir borçtur? 9.000 liranın ifa yeri neresidir?

9.000 lira ödeme borcu, bir verme borcu olan para borcu niteliğindedir. Para borçları öğretideki bir görüşe göre çeşit (cins) borcunun özel bir türüdür. Bir diğer görüşe göre para borcu, çeşit ve parça borcu dışında yer alan “değer sağlama borcu” olarak isimlendirilen bir üçüncü türü oluşturmaktadır. Hangi görüş benimsenirse benimsensin kanun koyucu para borcuna ilişkin özel düzenlemeler yapmıştır ve bu hükümler uygulanır.

Her ne kadar BK m. 89/1(1. Bent)’te “Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir” denilse de bu hüküm tamamlayıcı bir hükümdür. Dolayısıyla eğer taraflar bu konuda bir belirleme yaptıysa öncelikle o hüküm uygulanır. Ahmet ile Mehmet, 9.000 liranın Mehmet’in dükkânında ödeneceğine ilişkin bir anlaşma yaptığı için bu borcun ifa yeri Mehmet’in dükkânıdır.

Soru 3: Masayı teslim almaya Ahmet, kendisi gitmek yerine oğlu Hasan’ı yollayabilir mi? Bu durumda Hasan’ın masayı teslim alması nasıl bir hukuki sonuç doğurur?

Ahmet, masa borcunun alacaklısı konumundadır. Kural olarak Mehmet ancak borcun alacaklısına yapacağı ifa ile borcundan kurtulabilir yani geçerli bir ifa yapmış olur.

Bir sözleşmede alacaklıdan başka bir kimseye geçerli bir ifa yapılabilmesi esasen alacaklının rızasına bağlıdır. Ancak kanun koyucunun özel düzenleme yaptığı bazı hallerde ise alacaklının rızasına bakılmaksızın, borçlu borcu alacaklıdan başka bir kimseye ifa imkânına sahiptir (Örneğin, BK m. 186). Hatta bazı hallerde ifanın alacaklıya değil de başkasına yapılması borçlu için zorunlu olabilir (Örneğin, BK m. 557/2, MK m. 163).

Olayımızda istisnalar kapsamında bir durum yoktur. Ahmet, oğlu Hasan’ı ifayı kabul etmek için yetkilendirmiştir (temsil yetkisi vermiş olur). Dolayısıyla Hasan’ın masayı teslim alması ile Mehmet, kişi açısından geçerli bir ifada bulunmuş olur. Yetkili temsilciye yapılan ifanın sonuçları temsil olunan üzerinde doğar.

Soru 4: Mehmet masayı teslim almaya gelen Ahmet’ten parayı ister. Ahmet, parayı daha sonradan getireceğini belirtir. Mehmet masayı teslim etmek istemez. Mehmet’in böyle bir hakkı var mıdır? Mehmet’in masayı teslim etmemesi üzerine Ahmet, kendisine karşı borçlunun temerrüdü hükümlerini işleteceğini ifade eder. Ahmet bu konuda haklı mıdır?

Ahmet ile Mehmet arasındaki sözleşme, her iki tarafa da borç yükleyen (karşılıklı borç doğuran) bir sözleşme niteliğindedir. Bu sözleşmelerde tarafların borcunu ifa ederken bir sıraya riayet edip etmeyeceği ayrı bir değerlendirme konusudur. Taraflar birçok hususta olduğu gibi bu hususta da belirleme yapma serbestisine sahiptirler. Bazen de kanundan, işin niteliğinden, teamülden kaynaklanan sebeplerle ifada bir sıra meydana gelir. Eğer böyle bir sıra gerekliliği yoksa taraflar borçlarını aynı anda ifa edecektir. Yani taraflardan hiçbiri, diğerinden önce borcunu ifaya mecbur değildir.

Olayımızda taraflar kendi aralarında aynı anda ifanın yapılacağına ilişkin bir anlaşma yapmışlardır. Bu durumda burada BK m. 97’de öngörülen “ödemezlik defi” taraflarca ileri sürülebilecektir. Yani Ahmet, masanın kendisine teslim edilmesini istiyorsa kendisi de borcunu ifa etmeyi teklif etmelidir. Aksi halde Mehmet, masayı teslim etmeyerek kendisine karşı ödemezlik defini kullanabilir. Ve olayımızda bu gerçekleşmiştir.

Mehmet, ödemezlik defini kullanınca artık Ahmet borcunu ifa edinceye veya ifasını teklif edinceye kadar kendi borcunu ifa etmeme imkânı kazanır. Böylece borçlu temerrüdüne düşmez. Dolayısıyla Ahmet bu konuda haksızdır. Burada dikkat edilmesi gereken borçlu temerrüdüne engel olması için ödemezlik definin ileri sürülmesi gerektiğidir. Diğer yandan ödemezlik defi bir kere ileri sürülmekle, ileri sürüldüğü andan itibaren değil, defi hakkının doğumu tarihinden itibaren temerrüde engel olur.

Soru 5: Ahmet, masayı teslim almaya gidince Mehmet kendisine bir vestiyer teslim ederek borcundan kurtulmak ister. Ahmet vestiyeri teslim almaz. Ahmet, alacaklı temerrüdüne düşmüş müdür?

Bir alacaklının, alacaklı temerrüdüne düşmesi için BK m. 106’da belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. İlgili maddeye göre; “Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur”. Yani öncelikle bir yapma veya verme edimi söz konusu olmalı ve borçlu tarafından bu borcun ifasının gereği gibi olması gerekir. Yani ifa için öngörülen modellere uygun olması gerekir.

Olayımızda taraflar bir masa ifası için anlaşmış iken Mehmet tarafından bir vestiyer ifası sunulmaktadır. Bu durumda ifanın konusu açısından gereği gibi olmama yani bir aliud ifa (borçlanın şeyden tamamen farklı bir şeyin ifası) söz konusudur. Bu sebeple Ahmet, bu ifayı kabul etmek zorunda değildir ve kabul etmemek suretiyle alacaklı temerrüdüne düşmüş olmaz. Aksine Mehmet, gereği gibi ifada bulunmadığı için borçlu temerrüdüne düşürülebilir.

Soru 6: Mehmet’in masayı bir hafta içinde değil de on gün sonra bitirmesi ve ifa için Ahmet’i çağırması herhangi bir hukuki sonuç doğurur mu? Ahmet burada borçlunun temerrüdü hükümlerine müracaat edebilir mi?

Öncelikle bu husus ifanın zamanına ilişkin bir belirlemeyi gerektirir. Taraflar arasında ifa için bir vadenin belirlenip belirlenmediği tespit edilmelidir. Ondan sonra da bu vadenin niteliği tespit edilip buna göre bir sonuç çıkarmak gerekir.

Ahmet ile Mehmet anlaşmalarında esasen bir vade belirlemiştirler. Bu vade bir haftadır. Yani anlaşmadan itibaren Mehmet bir hafta içinde masa borcunu ifa edecektir. Bu vade, hukuki niteliği açısından belirli vadedir. BK m. 92/1(2. Bent)’e göre “hafta olarak belirlenmiş süre, son haftanın sözleşmenin kurulduğu güne ismen uyan gününde dolmuş olur”. Dolayısıyla Ahmet ile Mehmet’in anlaştıkları günden bir hafta sonra aynı güne denk gelen günde vade dolmuş olacaktır.

Vadesi belli olan borçlarda borçlunun temerrüde düşürülmesi için BK m. 117/1 gereğince yapılması gereken ihtarı yapmaya gerek olmaksızın BK m. 117/2 gereğince borçlu temerrüde düşmüş olacaktır. Dolayısıyla Ahmet, borçlunun temerrüdü hükümlerini işletebilir. (Olayda borçlu temerrüdüne engel bir durum yoktur -Objektif imkansızlık, defi ileri sürülmüş olması, alacaklı temerrüdü, alacaklının usulüne uygun ifayı reddetmesi yoktur-)

Soru 7: Mehmet’in bildirimine rağmen Ahmet masayı teslim almaya gelmez. Bu durumda nasıl bir hukuki sonuç ortaya çıkar. Bu durumda Mehmet ne gibi haklara sahiptir? Ahmet’in gelmemesi üzerine Mehmet hemen bir başkasına masayı satabilir mi?

Mehmet’in masa borcu ifa etmek üzere Ahmet’e bildirimde bulunmasına karşılık Ahmet herhangi bir haklı sebebi olmaksızın borcun ifasına katılmaz ise bu durumda Ahmet BK m. 106 gereğince alacaklı temerrüdüne düşmüş olur. Böylece Mehmet, alacaklının temerrüdü halinde borçluya tanınan imkânlardan yararlanabilir.

Bu imkânlar; BK m. 107’de öngörülen tevdi hakkı, BK m. 108’te öngörülen satma hakkı, BK m. 110’da öngörülen sözleşmeden dönme hakkıdır. Mehmet bunlar içerisinden sadece tevdi hakkını kullanabilecektir. Diğerlerinde öngörülen şartlar gereğince o hakları kullanamaz. Dolayısıyla Mehmet, alacaklının temerrüdü hükümlerine müracaat ettiği ihtimal açısından sadece tevdi hakkını kullanabilir ve halen sözleşme ilişkisi devam ettiği için masayı bir başkasına satamaz.

Ancak eğer Ahmet’i para borcu açısından borçlu temerrüdüne düşürebilirse o zaman borçlunun temerrüdü hükümlerini işleterek sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir ve bu hakkı kullandıktan sonra masayı bir başkasına satabilir.

Soru 8: Mehmet, Ahmet’e bildirim yaptıktan sonra Ahmet’in iflas ettiğini öğrenir. Ahmet’in masanın parasını ödemeyeceği endişesini taşıyan Mehmet kendisini bu duruma karşı nasıl koruyabilir?

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmeler açısından bir tarafın ifada bulunurken diğer tarafın ifa güçsüzlüğü yaşayabileceği ihtimaller açısından tarafları korumak adına kanun koyucu BK m. 98’i öngörmüştür.

BK m. 98’e göre; “Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede, taraflardan birinin borcunu ifada güçsüzlüğe düşmesi ve özellikle iflas etmesi ya da hakkındaki haciz işleminin sonuçsuz kalması sebebiyle diğer tarafın hakkı tehlikeye düşerse bu taraf, karşı edimin ifası güvence altına alınıncaya kadar kendi ediminin ifasından kaçınabilir”.

Dolayısıyla ilgili hüküm kapsamınca Mehmet, Ahmet tarafından ifa güvence altına alınıncaya kadar edimin ifasından kaçınabilir. Ancak bu hüküm genellikle bir tarafın kendi borcunu önce ifa mecburiyeti olduğu haller için koruma sağlar. Yoksa tarafların edimlerinde bir sıra yoksa yani aynı anda ifa etmeleri gerekiyorsa bu durumda BK m. 97 Mehmet’i korumaya yetecektir. Dolayısıyla BK m. 98’e müracaat etmesine gerek kalmayacaktır.

Soru 9: Eğer, tarafların sözleştikleri tarihte Mehmet masayı tamamlamamış ve üzerinden iki hafta daha geçmiş olmasına rağmen halen masayı yapmaya başlamamış olsaydı ve Ahmet, Mehmet ile uyguna anlaştığı için aynı tarihte Cemil’e 10.000 liradan yaptırabileceği masanın şu anki maliyetinin 12.000 lira olduğunu öğrenmiştir. Ahmet’e bu durumda hangi yolu izlemesini tavsiye etmeniz bir hukukçu olarak sizden beklenirdi?

Öncelikle Mehmet, tarafların sözleştikleri tarihte masayı tamamlamış dolayısıyla BK m. 117/2 gereğince ihtara gerek kalmaksızın borçlu temerrüdüne düşmüştür. Tarafların arasında karşılıklı borç yükleyen (sinallagmatik) bir sözleşme söz konusu olduğu için de Ahmet BK m. 123 vd.’daki hükümlere müracaat edebilir. Özellikle BK m. 125/2-3’te bu sözleşmeler için genel hükümlerden ayrışan özel hükümler öngörülmüştür.

Ahmet, eğer Mehmet ile bu sözleşmeyi hiç yapmamış olsaydı bu durumda Cemil ile anlaşıp şuan 12.000 lira ödemesi gereken masa için 10.000 lira ödemiş olacaktı. Bu durumda ortada 2.000 liralık bir olumsuz (menfi) zarar söz konusudur. Ahmet’in bunu talep edebilmesi için BK m. 125/3’te öngörülen sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanması gerekir.

Taraflar sözleşmede 9.000 TL’lik bedel kararlaştırmışlardır. Ahmet’in borcun ifa edilmemesi sebebiyle uğradığı zarar 12.000-9.000 = 3.000 TL’dir.

Ahmet’in BK m. 125’te öngörülen seçimlik hakkı kullanabilmesi için BK m. 124’te öngörülen ek süre verme yükümlülüğünü yerine getirmesi yahut ek süre verilmesine gerek olmayan bir halin varlığını ispat etmesi gerekir. Bu yükümlüğü yerine getirdikten sonra alacaklı ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek BK m. 124/2 ve 3’te öngörülen iki seçimlik haktan hangisini talep ettiğini yine vakit kaybetmeksizin belirtmelidir.

Mehmet’in vade tarihi üzerinden iki hafta geçmesine rağmen halen masayı yapmaya başlamamış olması BK m. 124/1(1. Bent) gereğince borçlunun tutumundan süre verilmesinin etkisiz kalacağı anlaşılan bir durumdur. Dolayısıyla Ahmet, bunun üzerine borcun ifasından ve gecikme tazminatından vazgeçtiğini bildirerek borcun ifa edilmemesi sebebiyle uğradığı zararını (yani olumlu (müspet) zararı olan 3.000 lirayı) talep edebilir.

OLAY II: Artin, Martin’den 12.05.2022 tarihinde, 12.09.2022 tarihinde geri ödemek üzere 75.000 lira borç para almıştır. 12.09.2022 tarihinde alacağını geri alamayan Martin 1 yıl bekleyip ifa davası açmıştır.

Soru 1: Martin, açtığı ifa davasında Artin’den anaparası dışında herhangi bir talepte bulunabilir mi?

Olayımızda bir para borcu ve bu borçta bir temerrüt durumu ortaya çıkmıştır. Para borcu söz konusu olduğunda kanun koyucu özel bazı hükümler öngörmüştür (BK m. 120 vd.). Bu sonuçlardan biri BK m. 120’de öngörülen temerrüt faizidir. Alacaklının temerrüt faizini talep edebilmesi için borçlunun bu konuda kusurlu olması gerekmez. Ayrıca alacaklının temerrüt faizi talep edebilmesi için herhangi bir zararının bulunması ve bunu ispat etmesi de gerekmez. Para borcunu ifa konusunda borçlunun temerrüde düşmesinin doğal bir sonucu olarak alacaklı temerrüt faizi talep edebilir.

Adi işlerde temerrüt faiz oranı sözleşmeyle belirlenmemişse yıllık yüzde 9’dur. Dolayısıyla Martin, alacağı 75.000 lira için 6.750 lira temerrüt faizi talep edebilecektir.

Soru 2: Martin, Artin’in parasını vadesinde ödememesi sebebiyle 30.000 lira faizle 75.000 lira borç almak zorunda kalmıştır. Martin, söz konusu zararının tazminini Artin’den talep edebilir mi?

Burada BK m. 122’de aşkın zarar olarak tanımlanan bir durum söz konusudur. İlgili hükme göre; “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür”. Dolayısıyla Martin, 30.000 liralık fazladan girdiği zararın temerrüt faizi miktarı olan 6.750 liralık kısmından karşılanamayan 23.250 liralık kısmını aşkın zarar kapsamında Artin’den talep edebilecektir. Bu durumda Artin, bu temerrüde düşmekte hiçbir kusuru olmadığını ispat etmediği sürece 23.250 liralık zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

OLAY III: Ünlü ressam Ayşen, Selvinaz’a 50.000 lira karşılığında bir portre çizme taahhüdünde bulunmuştur. Selvinaz, 30.000 lira nakit para ödemiş, geri kalan parayı ise portre çizilince ödeyecektir. Selvinaz bu portreyi biletleri önceden satılmış özel bir sergide sergileyecektir. Söz konusu anlaşmadan üç gün sonra Ayşen, portreyi çizmeye başlayacak ve on gün sonraki sergiye yetiştirecektir. Ayşen, anlaşmadan iki gün sonra aşırı alkol aldığı bir sırada kullandığı araba ile kaza geçirir ve yaklaşık iki ay yoğun bakımda yatmak zorunda kalır. Selvinaz ise sergiye az süre kaldığı için 120.000 lira talep eden başka bir ressama portresini yaptırmak zorunda kalır.

Soru 1: Ayşen’in kaza geçirip portre borcunu ifa etmemesi nasıl bir hukuki durumdur?

Olayımızda Ayşen, geçirdiği kaza sebebiyle Selvinaz ile aralarındaki sözleşme kapsamında ifasını taahhüt ettiği portre çizme borcunu ifa edememiştir. Bu borç, Ayşen’in kişisel özellikleri sebebiyle şahsen ifa etmesi gereken bir borç olduğu için bir üçüncü kişi tarafından ifa edilmesi mümkün değildir. Hâlihazırda ise Ayşen’in geçirdiği kaza sebebiyle taahhüt edilen zaman zarfında Ayşen tarafından da ifası imkânsız hale gelmiştir. Dolayısıyla burada bir ifa imkânsızlığı söz konusudur.

İfa imkânsızlığı halinde borcun sona ermesi için BK m. 136’da belirtildiği üzere Ayşen’in bu konuda kusursuz olması gerekir. Aksi halde borç sona ermez sadece içeriği değişir ve portre çizme ediminin yerini alacaklının zararını tazmin yükümlülüğü alır.

Ayşen söz konusu kazaya alkollü araç kullanması ile sebep olmuştur. Yani ifa imkânsızlığına kendi kusuruyla yol açmıştır. Dolayısıyla Ayşen’in borcu BK m. 136 anlamında sona ermez sadece şekil değiştirir ve tazminat yükümlülüğüne dönüşür.

Soru 2: Selvinaz, portreye fazladan 70.000 lira ödemek zorunda kalır. Bu parayı Ayşen’den talep edebilir mi?

Yukarıda da değindiğimiz üzere Ayşen’in portre çizme borcu Ayşen’in kusuru sebebiyle imkansız hale geldiği için Ayşen, Selvinaz’ın zararını tazmin yükümlülüğü altındadır. Dolayısıyla Selvinaz’ın 70.000 liralık zararını dürüstlük ilkesine uygun düştüğü ölçüde gidermekle yükümlüdür.

Yazar Hakkında

Ahmet Fevzi Kibar

Akademisyen, Hukuki Danışman ve Yazar Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Özel Hukuk yüksek lisans mezunu ve İstanbul Üniversitesi Özel Hukuk doktora eğitimi (devam ediyor). Kişiler, Aile, Eşya, Miras, Borçlar, Gayrimenkul, Fikri Mülkiyet ve Ürün Sorumluluğu Hukuku alanlarında çalışma yapmaktadır. Ayrıca hikâye, deneme ve eleştiri yazarlığı da yapmaktadır. Evli ve baba.

Yazarın Diğer İçerikleri