Öğrenci Edebi Çalışma

AŞK DEDİĞİN

aşk dediğin
Ahmet Fevzi Kibar
Arş. Gör. Ahmet Fevzi Kibar

Serin bir bahar sabahı, kuşların dilinden sevda türküleri dinleyerek otobüs saatini bekliyordum. İçimde tarifi mümkün olmayan bir heyecan vardı. Kalbim hiç olmadığı kadar hızlı çarpıyordu.

(DENEME)

YAZAR: MUSTAFA DÜNDAR

Aşk dediğin, senin gülüşünde saklı…

Serin bir bahar sabahı, kuşların dilinden sevda türküleri dinleyerek otobüs saatini bekliyordum. İçimde tarifi mümkün olmayan bir heyecan vardı. Kalbim hiç olmadığı kadar hızlı çarpıyordu. Heyecanımı bastırmak için hemen bir sigara yaktım hem belki otobüs daha hızlı gelirdi. Öyle oluyordu genelde, ne zaman bir sigara yaksam gelmeyen otobüs dibimde bitiveriyordu. Öyle de oldu, sigaramdan birkaç duman çektim ve otobüs geldi. Heyecanım daha da artmıştı. Hemen otobüse bindim ve yüzümde aşıklara has bir tebessüm ile yerime oturdum ardından vakit kaybetmeden sana mesaj yazdım, “ben otobüse bindim, birazdan hareket eder”. Hareket saati geldi. Muavin “Adapazarı yolcusu kalmasın” diyerek son çağrıyı yapıyordu. Otobüs usulca hareket etti. Evet, sana kavuşmama iki saat kalmıştı. İki saat dediğime bakma sen, bana iki yıl gibi gelmişti. Bitmek bilmiyordu yol, otobüs ilçelerden geçerken yolcu almak için yavaşladığında içim daralıyordu. Şoför hiç durmadan gitsin, beni hemen sana kavuştursun istiyordum. Bu yüzden her yavaşladığında içten içe kızıyordum günahsız şoföre. Yol uzadıkça uzuyor, içimdeki heyecan arttıkça artıyordu. “Yollar uzun, yollar ince/Yol kısalır aşk gelince” diyordu şair. Yollar uzundu, yollar inceydi, aşk da tamamdı ama kısalmıyordu yol. Kısalmak şöyle dursun gittikçe uzuyordu.

Uzadıkça uzayan, bitmek bilmeyen yol en sonunda bitmişti. Son durağa gelmiştik. Vakit, vuslat vaktiydi. Ağlamak geldi içimden. Ağlamak dediysem üzüntüden değil cancağızım, mutluluktan. Hem insan sadece üzülünce mi ağlar ya da ağlamak için illa bir sebep mi olması gerekir? Küçükken öğrettikleri “erkek adam ağlamaz” kuralını çiğneyeli çok olmuştu. Ağlayabilmenin ne kadar büyük bir nimet olduğunu da öğrenmiştim hatta. Ağlamak insanı küçük düşüren bir eylem değildi, aksine insan ağladıkça insan olurdu. Seni gördüğüm an olduğum yerde kalakaldım, sanki zaman durmuştu, etrafımdan hızla geçen insanlar bir anda yok oluvermişti, sadece sen vardın. Bir müddet öyle bekledim, kalbim sükunete ermiş, vücudumun her bir zerresi huzura kavuşmuştu. Kolay değil, tam yirmi bir yıl yirmi yedi gün seni beklemiştim. O güne kadar hep bir yanım eksik yaşamışım, sen gelince cümle noksan tamam oldu. Gözlerime bir bakıverdin de nazarın kalbimi yakıp geçti. Bana doğru yaklaştıkça kendime gelmeye başladım, insanlar hareket etmeye ve hayat normale dönmeye başladı. Kalbinin güzelliği yüzüne yansımıştı. Seni gördüğümde gönlüme şu beyit düşüverdi: “Seni Yûsufla güzellikte sorarlarsa bana/Yûsufı bilmezin ammâ seni ra’nâ bilürin”.

Oturup sohbet edecektik, birbirimizi tanıyabildiğimiz kadar tanıyacaktık. Benimki ilk görüşte aşk idi. Gönül bu, kolay değil söz geçirmek. Kaptırmıştım sana gönlümü, biliyorum gönlüm beni dinlemeyecekti, hakkı da var, senin gibi bir güzelden neden vazgeçmek istesin ki. Vazgeçmedi de. Ben artık biraz da kalbime kulak vermek, onun sözüne riayet etmek istiyordum. Öyle yaptım, iyi ki de yapmışım. Bir kafeye oturduk, birer bardak çay söyledik. Ben gözlerimi senden alamıyordum. Sen utanıyor, bana bakmak istiyordun. Seni göz hapsine aldığım için ancak utangaç ve kaçamak bakışlar atabiliyordun. En çok da utangaç bakışların hoşuma gitmişti. Birkaç kere göz göze gelebilmiştik sadece. Her ne kadar doyasıya gözlerine bakamasam da gönüllerimiz anlaşmıştı çoktan, onlar bizim bilmediğimiz bir dilde konuşuyorlardı. Muhabbeti baya ilerletmiş olacaklar ki derin bir nefes aldım. O güne kadar içerisinde sürekli bir huzursuzluk taşıyan kalbim huzura erdi. Rahatlamıştım, gönüller anlaşırsa tamam demekti. Onlar bizden çok önce anlaşmışlardı. Anlaşmasalar o kadar muhabbet edebilir miydik? Dedim ya en çok utangaç bakışların hoşuma gitmişti. Ara sıra da olsa gözlerin, gözlerime değdiği vakit dalıp gidiyordum uzaklara…

Çaylar bitmiş, gönüllerimiz birbiriyle kaynaşmış ve artık kalkma vakti gelmişti. Yalova’ya gitmeden önce beni çok sevdiğin Kent Park’a götürmüştün. Biraz yürümüş daha sonra bir banka oturmuştuk. Gitmeden önce son kez gözlerine bakabilmek umuduyla başımı sana çevirmiştim de dudaklarının arasından dişlerinin ucu da görünecek şekilde tebessüm etmiştin. O tebessümün, gün içerisinde anlatamadığın her şeyi anlatmıştı bana. Sevmiştim, ilk defa böyle sevmiştim, seninle tanıştığım güne kadar hep sevdiğimi zannetmişim. Sende buldum gerçek sevgiyi, seninle huzur buldu kalbim, eksik kalan yanım sen gelince tamam oldu. Seninle sevmiştim Sakarya’yı, Kent Park’ı, Gölpark’ı.

Seninle sevmiştim ben, her yılın 5 Mart’ını. O gün hiç bitmesin istiyordum ama ayrılık vakti gelip çatmıştı. Otogara kadar benimle geldin, vedalaştık. Mutluluk ve hüznü birlikte yaşıyordum, seni tanıdığım için mutlu, senden ayrıldığım için hüzünlüydüm. Dönüş yolu başlamıştı. Sakarya’ya, yanına gelirken bitmek bilmeyen yol hemen bitivermişti, ne ara eve geldim anlayamamıştım.

O günden sonra konuşmaya devam ettik. Zaman geçtikçe birbirimizi daha iyi tanımaya, daha çok sevmeye başladık. Hani sana en sevdiğim şiirden, Adil Erdem Bayazıt’ın Aşk Risalesi’nden bir pasaj okumuştum, sonra ikimizde aldığımız ilk hediyenin yanına aynı şiirin aynı dizelerini yazıp koymuştuk.

Yaslan göğsüme sevdiğim
Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir
Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir
Toprak gibidir
Sen ki bulut gibisin
Ay gibisin güneş gibi bazen

Kalbimizin aynı ritimde attığının emaresiydi bu durum. Sen ve ben değil, biz olabilmenin ilk adımıydı. Hediyeni sana verdiğimde, hediyenin yanına iliştirdiğim notu alıp okumuştun. Şaşırmıştın, sevinmiştin, gülmüştün… Mutluluğun yüzünden ve bakışlarından belli oluyordu, gözlerinin içi parlamıştı. Önce hediyene, sonra hediyenin yanına iliştirdiğim nota ve en son başını kaldırıp bana bakmıştın. Bana bakarken gülmüştün, öyle güzel gülmüştün ki aşk senin gülüşünde saklıydı…

TEŞEKKÜR: Öncelikle bizlere yol gösteren, her konuda yardım eden, bizden desteklerini esirgemeyen, bu yazımı özenle inceleyip yorum, eleştiri ve değerlendirmeleri ile yazımın kalitesini artıran kıymetli hocam Ahmet Fevzi KİBAR’a çok teşekkür ederim.

Ayrıca kıymetli yorumları, eleştirileri ve değerlendirmeleri ile bana katkı sağlayan sevgili arkadaşlarım; Şahin KILIÇ, Zeynep ERTEK ve Mustafa SİNCAR’a teşekkür ederim.

Yazar Hakkında

Ahmet Fevzi Kibar

Ahmet Fevzi Kibar

Akademisyen, Hukuki Danışman ve Yazar
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Özel Hukuk yüksek lisans mezunu ve İstanbul Üniversitesi Özel Hukuk doktora eğitimi (devam ediyor). Kişiler, Aile, Eşya, Miras, Borçlar, Gayrimenkul, Fikri Mülkiyet ve Ürün Sorumluluğu Hukuku alanlarında çalışma yapmaktadır. Ayrıca hikâye, deneme ve eleştiri yazarlığı da yapmaktadır. Evli ve baba.

8 Yorumlar

  • En saf haliyle anlatmışsın aşkı en güzeli de böyle olur zaten. Kalemine sağlık tebrik ederim 👏🏻

  • Çok başarılı bir çalışma olmuş. Ellerine sağlık Mustafa. Gelecek yazılarını merak ve heyecanla bekliyorum

  • Çok güzel bir yazı. Okuyanı sıkmayan, akıp giden bir anlatım. Tebrik ederim, yüreğinize sağlık.

  • Mustafa, ne yazacağıma karar veremiyorum o kadar herkesten bir parça taşıyan ama aynı zamanda bir o kadar kendine has olan bir şey… Aşkı bu kadar güzel anlatabilmek başkalarına o hissi aktarabilmek aşkın kendisi kadar güzel, emeğine ve yüreğine sağlık. Daha nice çalışmalarını sabırsızlıkla bekliyorum…

  • İyi günler, öncelikle yazınızı güzel buldum. Aşığın, maşuğuna kavuşmasını sade ve akıcı bir dille görüşlerinizi güzel yorumlarınızla aktarmışsınız. Aşkın, fitili evet ilk görüşte avlenir. Tabi bu süreçde vuslat en zorudur. Çünkü, aşık, sevgiliye kavuşmak için yanar. Belki ona kavuşur, sizin de bahsettiğiniz gibi. Velhasılkelam, aşk da sevmek kadar sevilememek de vardır. Bu yüzden bu süreç tek taraflıda yaşanır. Aşk, kavuşmak değil kavuşamamak üzerine kuruludur. Bunlar, benim bilinçsiz görüşlerim böyle de olmayabilir. Bu arada yeni çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Yorum Yap

Konuşmaya Başla
WhatsApp Destek Hattı
Merhaba, AŞK DEDİĞİN bu konu hakkında destek alabilirsiniz...